Üveyiklerin Kanat Vuruşu
Gökte uçan iki üveyik kuşu süzülerek yere indi. İnişleri Kaf Dağı’nın arkasından, ulu ormanlardan, sıcak çöllerden esen tüm rüzgârların sesinden bir karışım gibiydi. Ayakları toprağa bastığı anda yetişkin iki insana dönüştüler. Ezelden sevdalıydılar. İsimleri Elif ve Zâl’di. Aşk onların ruhlarına nakşedilmişti, aşksız bir dünya nasıl bilmiyorlardı, isteseler de öğrenemeyeceklerdi.
Kendileri bilmese de iki âşık aşksız bir dünyaya inmişlerdi.
İndiler, inişleri arkalarında kocaman bir dünya bırakmanın, yeni bir dünyaya gelmenin inişi gibiydi. Bu iniş ta ilk insanlar Âdem ile Havva’nın yeryüzüne inişi gibiydi.
Onlar cennetten kovulmuşlardı, bunlar çocukluklarından.
Elif ve Zâl, bir çift üveyik kuşu olup gökyüzüne uçtukları günden bugüne ne kadar zaman geçtiğinin farkında bile değillerdi. Yeni doğmuş gibiydiler. Belki yüz yıl belki bin yıl geçmişti ama iki yetişkin insan şimdi yeni bir dünyaya adım atıyorlardı.
Aradıkları bir esenlik şehriydi; oraya yerleşip bir yuva kurarak çocuklarını yetiştirecekler, ekip biçecek, yaşayıp gidecek, sonra da öleceklerdi.
Bunun için huzur dolu, güvenli bir yurt arıyorlardı. Bilmiyorlardı ki yeryüzünde güvenli hiçbir yer kalmamıştı. Ama bundan onların haberi yoktu.