Leylek Isırığı
Saliha Ferşadoğlu İlhan, bu kitapta zamanı doğrusal bir çizgi olmaktan çıkararak geçmişi ve geleceği aynı anlatı evreninde buluşturuyor. Distopik öyküsünde geleceğin karanlık ihtimallerini, bireyin kuşatılmışlığını ve insanlığın kırılgan sınırlarını sorgularken; tarihî hikâyelerinde hafızayı kökleri ve yaşanmışlığın izlerini görünür kılıyor. Günümüzden izler taşıyan metinlerinde bağ kurma ihtiyacı ile özgürlük sancısı arasındaki o onulmaz çelişkiyi yaşayan modern insanın kendi seçtiği hayata yabancılaşmasının trajik bir panoramasını sunuyor. Farklı zamanlarda geçen bu anlatılar ortak bir yerde kesişiyor; değişen koşullara ve zamana rağmen değişmeyen insan hâli. Ferşadoğlu’nun dili, okuru hem sessiz bir tanıklığa hem de tedirgin edici bir atmosferin eşiğine davet ederken zamanlar arasında gidip gelen güçlü bir anlatı kuruyor.