Kulübedeki Sır
“Korku, maceranın yakıtıdır.”
Ormanın derinliklerinde, ağaçların sık gölgeleri arasında çocuklar, oyma ok işaretini takip ederek ilerledi. Patika kaybolmuş, yerini yosunlu taşlar ve dallarla kaplı bir yola bırakmıştı. Ali önde, elindeki sopayla çalıları aralıyor, her adımda heyecanı artıyordu. “Bu kesinlikle doğru yol!” dedi, sesinde kararlı bir coşku. Zeynep, işaretin gösterdiği yöne bakarken, “Ya bu bir tuzaksa?” diye mırıldandı, ama merakı korkusunu bastırıyordu. Emre, sessizce etrafı inceliyor, her ağaç gövdesinde başka bir işaret arıyordu. Ayşe, pusulasını sıkıca tutuyor, kuzeye doğru ilerlediklerini kontrol ederek gruba güven veriyordu.
Yeşildere’nin sakin köy hayatı, dört çocuk için bir gün sıradanlıktan sıyrılır. Ormanın derinliklerindeki terk edilmiş kulübe, içinde sakladığı gizemli eşyalar ve şiirlerle dolu bir dünyanın kapısını aralar. Ali’nin cesareti, Zeynep’in merakı, Emre’nin sağduyusu ve Ayşe’nin umudu, bu kapıdan süzülen ışıkta birleşir.
Şairlerin sözleriyle dans eden bir şehir, zamanın akmadığı bir orman, yıldızların şarkı söylediği bir gök ve masalların gerçek olduğu bir labirent... Her adım, yalnızca dışarıdaki değil, içlerindeki sırları da keşfettikleri bir yolculuğa dönüşür. Gölgelerle yüzleşmek, ancak kalplerinden gelen sözlerin gücüyle mümkün olacaktır.
Mustafa Uçurum, doğanın ve hayal gücünün iç içe geçtiği bu büyüleyici macerada, dostluğun, cesaretin ve sözün dönüştürücü gücünü anlatıyor. Kulübedeki Sır, her yaştan okura, içlerindeki kâşifi uyandıran şiirsel bir davet.