Kayıklar Sulardan Silindi
Selma Maşlak, ilk kitabı Kayıklar Sulardan Silindi ile öykü dünyamıza etkileyici bir giriş yapıyor. İleri bir anlatı bilinciyle örülen metinlerde okuru; özenle işlenmiş bir dil, ayrıntıyı süs değil anlamın asli parçası hâline getiren yazınsal bir titizlik karşılıyor. Maşlak, büyük olayların cazibesine yaslanmadan; hafıza, inanç, söylenti ve susuş gibi kırılgan alanlarda dolaşarak öykülerini derinleştiriyor. Bu yönüyle kitap deneyselliğe mesafeli, sınırlarının farkında, olgun bir yazarlık tavrının göstergesi.
Öykülerinde Sait Faik’in insaniyetini, Şinasi Hisar’ın hafızayı incelten dikkatini ve Memduh Şevket Esendal’ın kurmacayı diri tutan ferasetini sezgisel bir süzgeçten geçiren Selma Maşlak, bu estetik mirası bir göndermeler toplamı olarak sergilemiyor; anlatının iç ritmini ve düşünce ufkunu belirleyen poetik bir eksen hâline getiriyor.
Karakterlerini yasla baş etmeye çalışanlardan, söylentilerin içinde sıkışanlardan, köşesine çekilip yalnızlığına sımsıkı sarılanlardan, doğanın dilini çözebilenlerden seçen Maşlak, kurmacayı anlamın aceleye gelmeden yavaş yavaş billurlaştığı sahnelerle güçlendiriyor. İnsani olanla tekinsiz olan, gündelik hayatla sezgi arasında gidip gelen öyküler, okurdan telaş değil dikkat talep ediyor. Nitekim kayıkların sulardan silindiğini görmenin başka da yolu yok.