Kabul Vakti
Rümeysa Oğuz’un öykü kitabı Kabul Vakti, gelenekle gündelik hayatı aynı anda yoklayan, iki zamanı tek bir bilinçte buluşturan bir anlatı evreniyle selamlıyor okurlarını. Her anlatı, olaydan çok hafızanın nasıl çalıştığıyla ilgileniyor. Öykülerdeki isimler, mekânlar ve kırılma anları, kurgunun tamamlayıcı parçaları olarak kurmacaya hizmet ediyor.
Mitleri, kıssaları ve kadim anlatıları cesaretle selamlayan Oğuz, İsa’nın sessizliğini acıyla yaşamanın dönüşümüne, Yusuf’un kuyusunu mitik bir eşiğe, Nuh’un gemisini bir çocuğun zihninde kurulmuş kırılgan bir savunma mekânına, İbrahim’in ateşini ise bir kadının iç dünyasındaki ateşe dönüştürüyor. İyiliğin ve kötülüğün, Habil ve Kabil’i aşarak döngüsel yazgı şeklinde tezahürü, öykülerdeki insan davranışlarının, duygu durumlarının arka planını oluşturuyor.
Öykülerinde cevapsız sorularla sorusuz cevapları yüzleştiren yazar, zamanı doğrusal bir hat olarak tasarlamak yerine; çocukluğun, şimdinin ve vahyin iç içe geçtiği kırık bir hafıza alanı olarak çerçeveliyor. Hatırlamanın estetize edildiği öykülerde ise ev içi sahneler, sınıf farkları, kuşaktan kuşağa aktarılan suskunluklar, alışılmış kabuller; ajitasyona başvurmadan, slogan üretmeden, sessiz ama çarpıcı bir gerçeklikle öyküleştiriliyor.
Rümeysa Oğuz’un Kabul Vakti eseri, geleneği tekrar etmek yerine dürten, sarsan, insana yaklaştıran, yaşayan bir bilinç hâline getiren, modern öyküyü kadim anlatıların sezgisel diliyle yeniden kuran güçlü bir cüret.