İki Rahmetten Biri
İki Rahmetten Biri
Neslihan Soydaş Yıldız’ın öykülerinde ölüm bir son değil hayatın içine usulca yerleşmiş bir hatırlama biçimi. Anne ile kız arasındaki görünmez bağ, adaletle intikam arasındaki bulanık çizgi, çocukluğun kolay silinmeyen izi ve insanın kendi vicdanıyla yaptığı uzun konuşmalar aynı sessizliğin içinde buluşuyor.
Kitapta kimi karakterler, hak edilmiş ölümlerden söz ediyor kimileri hiçbir ölümün yerini dolduramayacağı bir boşluktan. Kimileri tek başına bir ovada hayata tutunuyor, kimileri kendi mezar taşını kendi dikiyor, hayatının ipi elinde kalıyor… Kesin hükümler yok; yalnızca eksik kalmış hayatlar yarım bırakılmış cümleler ve insanın içinden kolay kolay çıkmayan sesler. Çünkü bazen insanın taşıdığı en ağır yük ölüler değil; onlardan sonra yaşamaya devam etmek.
“Bu oda benim annem, annem benim odalarımdan biri. En ferah, en derli toplu ama en yıpranmış. Yine de çiçekli, tozu alınmış, yeni yıkanmış, taranmış…”