Edebiyat ve Hafıza - Türk Roman ve Öyküsünde Hafızanın İşlevleri
Edebiyat ve Hafıza - Türk Roman ve Öyküsünde Hafızanın İşlevleri
Kurmaca metinler olması mümkün dünyaları anlatıyor ve muhayyel bir değerler sistemine dayanıyor olsalar da nesnelerin, varlıkların, duyguların ve işaretlerin hafızasını taşırlar. Sözlü kültürde ve yazılı dildeki bu çok katmanlı ilişkinin sayısız göstergelerle ve tarihin her döneminde ‘yeniden yaratılarak’ biçimlendiğini söylemek gerekir.
Roman kahramanı, öykü mekânı, olay örgüsü, anlatım teknikleri, ‘dünyayı yeniden büyülemek’ isteyen yazarın da çağrışımlarını taşıyarak bir hafıza anlatısına dönüşür. Geçmiş zaman anlatılarına dayanan estetik ve kurmaca yapılar arasındaki ilişkinin toplumsal, mekânsal, tarihsel, felsefi, psikolojik ve otobiyografik göstergelerinin roman ve öyküler üzerinden çözümlenmesi, bu kitabın temel amacını temsil etmektedir. Entelektüel, akademik ve bilimsel perspektiflerin birbirlerinden ödünçledikleri ‘hafıza’ kavramı ise bütün terminolojik örüntüsüyle bu çözümlemelerin merkezinde yer alır.
Edebiyat ve Hafıza, Ahmet Mithat Efendi’den İhsan Oktay Anar’a kadar Türk edebiyatının yaklaşık yüz yıllık bir dönemini konu etmektedir. Türk roman ve öyküsünde hafızanın işlevlerinin ve hatırlama biçimlerinin incelendiği bu çalışmada kurmaca eserlerdeki geçmiş zaman söylemi çözümlenmekte, romanı ve öyküyü meydana getiren yapısal unsurlarla hafıza arasında birçok katmandan oluşan estetik bir ilişki kurulmaktadır.