-


-
| |
-
-
Muhyiddin İbn
Arabî (1165-1240):
Tam adı şöyledir: Muhyiddin Ebu Abdullah Muhammed İbn Ali İbn
Muhammed ibn Ahmed ibn Ali ibn Arabî el-Hatemî et-Tâî el-Edülüsî.
Muhyiddin İbn Arabî, Şeyh-i Ekber, Sultanü’l-arifîn, Hatemü’l-evliya,
Kutb-ü Hümam, İbn Arabî diye de anılır. Endülüs’te İbn Seraka
diye bilinir. Hicrî 543’de Fas’da ölen ünlü bilgin Ebu Bekir
İbnü’l-Arabî ile karıştırılmaması için, adı harf-i tarifsiz
olarak İbn Arabî diye kullanılagelmiştir. 7 Ağustos 1165
Cumartesi günü (Hicrî 27 Ramazan 560) Kadir gecesinde,
Endülüs’de Mürsiye’de dünyaya gelmiştir. Dedesinin adı Muhammed,
babasınınki Ali ibn Muhammed’dir. Babası İbn Arabî’yi çocukken
İbn Rüşd ile tanıştırmıştır ve aralarında çok ilginç bir konuşma
geçmiştir. İbn Arabî soylu, kültürlü, maddî ve manevî dereceleri
yüksek olan bir ailenin tek erkek çocuğuydu. Sekiz yaşında ilim
tahsili için İşbiliye’ye gitmiştir. Burada İbn Beşküval ve ünlü
hadis bilgini Ebu Muhammed gibi bilginlerden ilim tahsil
etmiştir. Yirmi yaşında tasavvuf yoluna girmiştir. İbn Arabî’nin
ilk hanımı Meryem adını taşımaktaydı. İbn Arabî daha sonra
Doğuya seyahate çıkmıştır. Kuzey Afrika, Tunus ve Mısır’a
uğrayarak Mekke’ye gitmiş, oradan Bağdat ve Musul’a uğramış,
oradan da Anadolu’ya geçmiştir. Konya’ya yerleşmiş ve burada
Sadreddin Konevi’nin dul annesiyle evlenmiş, Sadreddin Konevi’yi
(ö: 672 Hicri) yetiştirmiştir. Sonra Malatya’ya uğramıştır,
burada tekrar evlenmiştir. Oğlu Sadeddin burada doğmuştur. Daha
sonra Şam’a gitmiştir ve Hicri 638’de, Milâdî 16 Kasım 1240’da
Şam’da vefat etmiştir. Şam’ın Salihiyye bölgesine, Kasyon dağı
eteğine defnedilmiştir. Oğlu Muhammed Sadeddin (H. 617-656) ve
Muhammed İmadüddin (ö: H.667) ve kızı Zeynep aynı yerde
yatmaktadır. Kendisinin bildirdiğine göre, İbn Asakir, Ebu’l-Ferec,
İbn Cevzi, İbn Sekine, İbn Ülvan Cabir bin Ebu Eyyub gibi elli
dört zattan zahirî ilimleri tahsil etmiştir. Ayrıca Şeyh Ebu
Medyen el-Mağribî, Cemaleddin Yunus bin Yahya el-Kassar, Ebu
Abdullah et-Teyemmi el-Fasî, Ebu’l-Hasan ibn Cami gibi zatlardan
batınî ilimleri tahsil etmiştir. Fusûsü’l-Hikem ve 37 ciltlik
El-Fütûhâtü’l-Mekkiyye gibi eserleri büyüklüğüne birer delildir.
Hızır aleyhisselâm’la karşılaşması irfan ehlince bilinen bir
gerçektir. Sayıları beş yüze ulaşan eserlerinin birçoğu
tasavvufa dairdir. İbn Arabî’nin eserleri hakkında çok geniş
kapsamlı bilgiyi Osman Yahya’nın Fransızca olarak hazırladığı
iki ciltlik, L’Histoire et la classification de l’œuvre d’Ibn
Arabî, (Ouvrage publié avec mi concours du Centre National de la
Recherche Scientifique, Damas, 1964.) adlı eserinde bulmak
mümkündür. Burada tekrarlarıyla birlikte 800’den fazla eser
hakkında bilgi mevcuttur. Eserlerinin bir kısmı Batı dillerine
de çevrilmiştir. Türkçe’ye çevrilen bazı eserleri: El-Fütûhâtü’l-Mekkiyye:
Harflerin İlmi; İlâhi Aşk; Marifet ve Hikmet; Hakikat ve
Tefekkür; Hikemî Vasiyetler; Füsûsü’l-Hikem; Fenâ Risâlesi;
Arzuların Tercümanı; Nurlar Risâlesi; Nurlar Hazinesi; Tedbirât-ı
İlâhiye; Şeceretü’l-kevn; Endülüs Sufileri; Ehadiyet Risalesi;
Mevâkiü’n-Nücûm.
|
|