KÜLTÜRÜN
DÜNYASI
Kültürün
dünyasında bireyin kesintisiz bir mutluluk havası teneffüs
ettiği söylenemez. Birey, arzu özlem ve ihtiraslarını kendinden
sıyırıp atmış değildir; o, olumlu veya olumsuz, duygusal ve
akılcı tasarı ya da yönelimleriyle, “kendi formunu arayan
insan”dır. Kültürün dünyası, bu insana, sadece kendini
gerçekleştirme imkânı ve ortamı sunar. Birey, kendi elleriyle bu
dünyayı değiştirip daha da geliştirebilir veya kaos haline
getirebilir. Kültürün dünyası için kesin olan şey, orada bir
durak noktasının olmayışıdır.
20. yüzyılda
kültür, bir kavga kavramı oldu. İdeolojilerin egemenlik çağında
evrenselci ya da yerelci ideolojiler, hep “kültür varlığı olarak
toplum”u hedefledi ve toplumsal yaşantının en temeldeki idesini,
kültürü açık veya örtülü olarak, tezlerinin merkezine
yerleştirdi. Günümüzde de küreselci ideoloji, dünya
toplumlarının kültürel dokusuna gözünü dikmiştir. Kültür bugün,
belki geçen yüzyıldan daha yoğun olarak bir kavga kavramı olmayı
sürdürmektedir. Gerek teorik gerekse pratik zorunluluklardan
dolayı, kültürü bilimsel yoldan olduğu kadar felsefî yoldan da
kavramaya çalışmak gerekir. Bu eser işte bu çabaya bir katkıda
bulunmayı amaçlamaktadır.