Bir sanatı, sanatçının kişisel tasavvuru değil,
muhteva, sembolizm, üslup ve bunlardan dolayı da objektif
unsurlar kutsal kılar. Muhteva kutsal kılar; kâh dini model
açısından, kâh daha geniş anlamda, ama daima dini tarzda
belirlenen konu işlenirken de böyle olmalıdır, başka türlü
değil. Sembolizm kutsal kılar: kutsal kahraman -ya da insan
biçimli sembol- belli biçimde giyinmeli veya süslenmelidir,
başka biçimde değil, belli jestler yapabilir, başkalarını değil.
Üslup kutsal kılar: imaj belirli bir görkemli formel dil içinde
ifade edilmelidir, yabancı veya keyfi üslup içinde değil. Kısaca
imaj muhtevasıyla kutsal, ayrıntılarıyla sembolik, işleniş
tarzıyla görkemli olmalıdır; yoksa manevî gerçekliğini, dini
usule ilişkin kalitesini ve evleviyetle kudsi niteliğini
kaybeder. Sanatın bu kuralları çiğnemeye hiçbir hakkı yoktur,
yoksa varoluş sebebi ortadan kalkar.