[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

 

 

Giriş Sayfası
Üst
   

ATASOY MÜFTÜOĞLU 

TAMAMLANMAMIŞ BÜTÜNLÜKLER 

Olağanüstü bir değişimin adı olarak modernleşmenin 17. yüzyılla başladığını biliyoruz. Modernleşmeye katkıda bulunan süreçler, etkiler, kurumlar, İslam toplumlarında yaşanmadı. Modernitenin de postmodernitenin de yanlışları olduğu gibi doğruları, eksikleri olduğu gibi artıları da var. Bu nedenle; geleneğin de modernliğin de iyi ya da kötü yanları olabileceğini kabul etmek ve geleneği de modernliği de mutlaklaştırmamak gerekir.

Modernlik; endüstrileşme, kentleşme, bireycilik, pragmatizm, rasyonalizasyon, laiklik, kapitalizme dayalı pazar ekonomisi gibi süreçleri/yapıları içeriyor. Postmodernizm ise Aydınlanma projesine, uygulamalı bilim ve teknoloji algısına, rasyonalizme, eleştirel olarak yaklaşan, daha çok kültürel bir ideoloji olarak somutlaşıyor. Bilgiyi, aklı ve bilimi mutlaklaştıran aydınlanma, bütün unsurlarıyla geleneğin reddini içeriyor. Aydınlanma karşıtlığı olarak romantizm ve felsefi varoluşçuluk, edebiyatta/sanatta modernizmi içerisine alacak şekilde gelişti. Karşı-aydınlanma, Aydınlanmanın saldırıları karşısında, dini, gelenekleri, kültürel/ahlaki değerleri sahiplendi.

Modernlik yansızlık iddiasıyla ortaya çıktığı hâlde, modern olmayan toplumlar hakkında hiçbir şekilde yansız kalmayı başaramadı. Modernlik, kimi durumlarda ırkçılık/sömürgecilik biçiminde sahnede oldu. Irkçılığa/sömürgeciliğe dayalı bir "uygarlaştırma" projesi hayata geçirildi.

Modernizm, hep, tek kültürlü olarak kaldı.

Avrupalı olmayan kültürler, modernizmin saldırılarından hiçbir zaman kurtulamadılar. Modern zamanlarda bilim, ideolojik ve politik amaçlarla kullanıldı. Üretimi amaçlayan bilgi ve rasyonel özçıkar kutsallaştırıldı. Fiziki gerçeklikle sınırlı bir dünya/hayat algısı öne çıkarıldı. Aydınlanmanın, modernliğin ve postmodernliğin değerleri, insanlığı mutlu kılmaya yetmedi. Modernlik bilgi yoluyla ahlaka ve mutluluğa ulaşılabileceğini iddia etti, ancak, laik bilgi ile mutluluk ve ahlaka ulaşılamadı. Yeni dünya düzenini, küresel liberal ekonomi, enformasyon toplumu ve pazar kapitalizmi oluşturdu.

Aydınlanma, modernlik, postmodernlik Türkiye'de bir moda gibi algılandı, algılanıyor. Aydınlanma, modernlik, postmodernlik Türkiye'de hiçbir zaman bir bütünlük içerisinde yaşanmadı, yaşanamadı. Aydınlanma, modernlik ve postmodernlik gereği gibi algılanamadı, Türkiye'nin kültür ve uygarlık algısı/mirasıyla nasıl uzlaştırılabileceği üzerine ciddi olarak düşünülmedi, bütün bu süreçler her zaman kesinlikle tamamlanmamış süreçler hâlinde kaldı.

Modernlikle birlikte hayatın her alanında bölünmeler yaşandı. Bütünlükler bozuldu. Hayatın her alanı araçsal rasyonalitenin baskısı altına girince hayat, insanî boyutlarını/derinliklerini yitirdi. Sekülerleşme ve araçsal rasyonalite, bütün anlam/ahlak/erdem/bilgelik kaynaklarını, sistemlerini/söylemlerini hayatın dışına sürgün etti. Aklın ve bilimin efsaneleştirilmesi, bağnazca putlaştırılması, bir davranış mühendisliği şeklinde eğitim hayatında egemenliğini sürdürüyor. Rasyonalite, teknoloji ve bürokrasi, hayatın, toplumun, tarihin, insanın, felsefenin ruhunu yok etti; dini, ahlakı ve kültürü marjinalleştirdi. Modern elitizim kendisini hiçbir değer sistemine ihtiyaç duymaksızın ifade etmeye çalışan bir sanat/edebiyat akımı oluşturdu. Sanat için sanat, edebiyat için edebiyat anlayışı öne çıktı. Türkiye'de siyasal hayatın kendine özgü yasaları var. Siyasal hayat ne modernliklerden ne postmodernliklerden etkileniyor. Türkiye'de siyaset, içerikten yoksun, ideolojik kavramlarla, farklılıkları ve başkalıkları yok etmek isteyen totaliter bütünlüklerle sürdürülüyor.

Postmodern dönem, eşya fetişizminin, imajların, enformasyonun ve medyanın belirleyici olduğu bir dönem oldu. Kültür, tüketim kültürüne, eşya ve haz kültürüne dönüştü. Yığınlar manipülasyonların nesnesi haâline geldi. Postmodernizm bir tür nihilizme yol açtı.

Türkiye çok çarpık, çok biçimsel, çok yüzeysel, çok öykünmeci bir modernleşmenin, postmodernleşmenin etkisi altındadır. Farklı halk ve kültürlerin, ötekilerden ne daha iyi ne de daha kötü, yalnızca farklı olduğu iddiası; postomdernliğin temel yaklaşımıydı. Ancak görülebileceği üzere bu yaklaşım, Müslümanlar için hiçbir şekilde hayata geçirilemedi. Modernlik/postmodernlik, Türkiye'de bir maneviyata, ahlaka karşı savaş biçiminde temsil ediliyor. Modernlikler, değer yargılarını, bilgelikleri, erdemleri bilgi alanının dışına çıkarıyor. Türkiye ne modern olmayı ne de geleneksel kalmayı başarabiliyor.

 

 

[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

Web sitesi ile ilgili soru veya sorunlar hece@hece.com.tr adresine gönderilebilir.
Telif Hakkı © 1997 Hece Basım Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır.

 

 


Son değiştirilme tarihi: 08/12/11 18:44.