|
HANNE MERYEM YURTSEVEN
SEN MİSİN BENİM OLAN HER ŞEY?
Evden çıktım. Yeni güne doğru yol
alırken sokak köşesinde yakalayıverdim umudu. Sessizce yaklaştı yanıma,
usulca sokuldu. Sevgisi o kadar taşkındı ki bunu belli etmemesi
düşünülemezdi. Sadece o bilinen sadakayı istedi benden, sadece ona
inanmamı. Sonra kararlı gözlerle bakışlarımın içinde ayağa kalkarak
"Eğer" dedi. "İnanırsan, var olurum yanında!"
İnanmak zor muydu? Hayır! Ama ben
zordum. İçimden gelen her neyse dışıma taşacak kadar çılgın değildi o
sıralar. Sadece geçmişim vardı ve bir de geçmemiş her şey…
Aslında yalvarmıştım geleceğe: "Al
götür beni geçmişimden!" diye. Ama geçmişin töreleri izin vermiyordu bu
cesarete. Korkmuştuk o an umutla aramızdaki sevgiden, sevgimizin
taşkınlığından.
Bu yüzden geleceğin şarkısını
söyleyip duran umudun yanısıra geçmişimi de sevmeyi öğrendim işte.
Geçmişimin tüm kusurlarını, ucundan yeni günlerime taşan acı
damlacıklarını.
Kalbim o zaman daha bir var oldu.
İşte o zaman umutsuzluğumu susturup oturdu bağrıma.
Ben sözümü tutuyordum. Ya o? Komikti
o kadar üzülmem, ağlamalarım ve her şey; hem anlamsız hem komik… Alay
ettim. Güldüm o an. Aynaya dönüp sordum; sen misin benim olan her şey?
Ayna susup bana baktığında; gözlerimde dereler çağlıyordu. Sahilim
çılgın, bense sessizdim…
|