[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

 

 

Giriş Sayfası
Üst
   

ERCAN YILDIRIM

KÜRESEL VE POSTMODERN

HAYATI ANLATMAK

 

Küreselleşmenin doğurduğu siyasal ve ekonomik kültür, bugün öykücüler için önemli ve bâkir bir alandır. Özellikle 1990'lı yıllardan sonra Türkiye'nin postmodern bir siyasal ortama girmesi, çoğulculuk, sivil toplum, demokrasi ve insan haklarının öne çıkması, yeni insan tipinin oluşmasını beraberinde getirmiştir. Buna göre, klasik dönemin insan tipi, algısı farklılaşmış ve batılı anlamda bireyselleşmeye doğru giden yeni Türkiye vatandaşı tipi hâkim olmaya başlam4ıştır. Bu, edebiyatçılar bakımından iki sahada önem kazanır. Birincisi bu geçiş süreciyle bir hayli sıkıntılar yaşanacak, toplumsal travmalar ve kişisel sorgulamalar artacaktır. İkincisi ne cemaat ne de tam olarak birey vasfı göstermeyen bu insan tipi sosyolojik bir vaka olarak tecessüm edecektir.

Edebiyat insan gerçekliğini eksene alırken, bunun tek boyutlu yapısını teğet geçmek zorundadır. İnsanın bir gerçeklik biçiminde belirmesi, başka insanlar, toplumsal ilişkiler ve en önemlisi tarihsel rol ve birikime olan katkısıyladır. Yalnızca "kendisi için" bir insan, yazın dünyasını ilgilendirmeyecektir. Küreselleşme ve postmoderniteyle karşımıza çıkan insan türü, tarihsel kesiti tümden değiştirdiği için edebiyatın bir konusu, öznesi haline gelebilir. Zira bu insanın temsil ettiği değerler değildir üzerinde durulan. Geçmişle bağını sürdürüp sürdürmediği, hangi hususlarda geçmişe müracaat ettiği edebi açıdan mühimdir. Çünkü insan otokton bir varlıktır. Hali hazır bulunduğu konumu terk etmek istemez. Bu yüzden değişimler ve ilerlemeler insan için dejenere edici, bozguncu hususlardır. Eğer insan değişerek, yeni bir kalıba giriyorsa, bu azımsanmayacak ehemmiyettedir. Edebiyat bu sancının tam ortasında kendine bir yer açar.

Küresel ve postmodern ilkelerle temayüz etmiş insan tipinin özellikle romanda görünmesi şimdilik erken olur. Geçmişle olan bağları karşılaştırarak anlatmak için belli bir süre daha geçmesi, yeni ilkelerin yerleşmesi gerekir. Şiir bu sancının, sıkıntının bizatihi kendisidir. Süreç devam ederken vardır şiir. Öykü ise tam anlamıyla küresel ve postmodern gündelik hayatın yazılması için en uygun tür gibi gözüküyor. Yeni insan tipinin, yeni değerleri tam anlamıyla içselleştirmemesi ve derinleştirmemesi, oylumlu bir anlatıyı gerektirmez. Yerleşmemiş değerlerin kanıksanma sürecindeki acı ve kaygı kısa öykünün hatta kısa kısa öykünün alanına girer.

Eğer küreselleşmiş, yerli değerlerle, ikame ilkelerin arasındaki insanın gündelik yaşamına, beyninin ve yüreğinin içine girilebilir, öyküler kaleme alınabilirse vasıflı bir edebiyata yaklaşmış oluruz. Ancak yalnızca bu yeni tür insanın yüreğindekiler veya beynindekilerle yetinilir, bir de zayıf "şiirsel" anlatım teknikleriyle kalınırsa ortaya bugünkü öykü anlayışı çıkar. Sorgulamalar, içini kemirmeler, iç geçirmelerle mukayyet bir öykü türünden, tarihe kalacak hiçbir şey yoktur.

İçinde bulunduğumuz, edebi atmosfer kadar, ilmi incelemelerde de bugünkü yeni tür insanın ve Türkiye'nin gündelik yaşamına girilmiyor. Bu insanın neler yiyip, içtiği, hangi mekânlarda var olduğu, parayı nasıl kazanıp harcadığı, ibadetlerini (yalnız dini değil modern ritüelleri de!) nasıl gerçekleştirdiği, incelemeye değer bulunmuyor. Öykü için oldukça nicelikli veriler bulunan yeni tür insanın gündelik yaşamı nedense basit bulunuyor. Sorun da burada zaten. Yeni insan basit yaşıyor. Ucuz taleplerde bulunuyor. İnsanlığını, az pahaya feda ediyor. Bunların nirengi noktalarını gözlemek, küçük çaplı incelemelere girişmek yazın adamının işidir.

Öykücülerin, her insanın bir âlem olduğu hakikatini kavradıklarını verdikleri ürünlerle söylemek çok zor. Büyük anlatılara mahal verecek hayat hikâyeleri belki bu dönemde çıkmaz. Ancak bugünkü insan tipini ve yaşama felsefesini, onların zihninden ve yüreğinden bakarak anlatmanın imkânı görünmüyor. Zira beyinleri teşevvüş, kalpleri katılaşmış ve çoğullaşmış bugünkü insan için "sahaya" inmek gerekiyor. Gündelik yaşamın verilerine bakmalı. Yaşadığı çağın insanı olan öykücü, bugünkü insan gerçekliğinin ucuzluğunu, idrakindeki ağırlıkla kaleme almalı.

 

 

[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

Web sitesi ile ilgili soru veya sorunlar hece@hece.com.tr adresine gönderilebilir.
Telif Hakkı © 1997 Hece Basım Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır.
Son değiştirilme tarihi: 29/05/08 11:51.