|
MUSTAFA KUTLU
HİKÂYECİLİĞİ:VAROLUŞ, YABANCILAŞMA,
HAKİKAT
Ercan Yıldırım
Ebabil Yayınları
Has bir kumaşa sahip her yazar bir
dünya kurar. Çünkü has bir kumaşa sahip her yazarın dünya ile meselesi,
derdi vardır. Mustafa Kutlu bir yazısında bu 'meseleyi' şu cümlelerle
özetler:
"Sanat da, tıpkı hayat gibi sonunda
gelir bir 'ahlak problemi' olarak karşınıza dikilir. Ahlak insan olmanın
gereği hiçbir ferdin gözardı edemeyeceği bir meseledir. Ve tek bir
kaynağı vardır: İlahî emir ve yasaklar.
Öte dünya olmaksızın, hesap günü
olmaksızın bir ahlaktan bahsetmek mümkün değildir. Mümkün diyenler
benciller, safdiller, aldanışta olanlar, menfaatperestler, nefsine
uyanlardır.
Dünyevî ahlak ve dünyevî kanun
güçlülerin koyduğu kurallardır. Güçsüzden yana olmak sadece insanın
üzerinde bir güce teslim olmakla gerçekleşir.
Bu teslimiyet onurlu bir sanatın,
erdemli bir hayatın menbaıdır. Bu kaynaktan beslenmeyenler, nasipsiz
kalanlar, ne kendilerine ne de başkalarına bir şey veremezler. Taşların,
ağaçların, hayvanların, suların, göklerin, toprağın bir hikmet-i vücudu
vardır.
Kendi hikmet-i vücudunu kavrayamayan
insan sanatçı olamaz."
Nitekim yazarın imza attığı her
esere o derdin, o meselenin ifade edilmesi için kurduğu dünya yansır. O
dünyada yankılanır yazarın çığlığı ve okur, yazara ait, yazara mahsus o
dünyaya adım atabildiği, nüfuz edebildiği ölçüde eserle irtibat
kurabilir. Okurun dünyası ile yazarın dünyası ne kadar iç içe geçerse
eser o denli güçlü bir iletişim vasatı olabilir.
Peki, bu vasatın temini için sadece
yazarın eserleri yeterli olabilir mi? Okur, kitap okurken ne kadar tek
başına olursa olsun eseri anlama ve anlamlandırma mesaisinde sadece
eserden ibaret bir okuma ile yetinemez. Bir hikaye, şiir, roman
yazıldığı kelimelerden, yazarının hayat hikâyesinden, yazıldığı dönemin
sosyolojik-ekonomik-siyasi atmosferinden ibaret değildir ama bu ve daha
pek çok faktör de hesaba katılmadan sadece metne dayanarak da bir yere
varılamaz.
Eleştirinin önemi işte bu noktada
devreye girer. Eleştiri, eserin kendisi değil onun haritasıdır. Ancak
okura sunulan bu harita aynı zamanda da kendi içinde bir eserdir.
Ercan Yıldırım genç bir eleştirmen
olarak ilk kitabını Mustafa Kutlu'ya hasretti. Mustafa Kutlu
Hikâyeciliği: Varoluş, Yabancılaşma, Hakikat adını verdiği kapsamlı
çalışma Ebabil Yayınları'ndan çıktı.
Yıldırım, kitabında Mustafa
Kutlu'nun hikâye dünyasını pafta pafta haritalandırıyor. Kutlu'nun
hikaye dünyasının şimdiye kadar yayınlanılan eserlerine yansıyan
tezahürlerine olay örgüsü, anlatım özellikleri, şahıs kadrosu, zaman ve
mekân açısından tafsilatlı bir şekilde inceleyen Ercan Yıldırım, okurun
dikkatini bileyen bir eser ortaya koymuş.
Eserlerini incelediği Mustafa Kutlu,
kendini "Yazı hayatımda başlangıçtan bugüne takip ettiğim esaslı bir
konu var: Türkiye'de toplumsal dönüşüm." cümlesiyle tanıtan bir yazar
olduğu için Yıldırım'ın kitabı da bir yazarın eserleri üzerinden
Türkiye'de yaşanan dönüşümün kimi keskin virajlarının okunabildiği bir
metin olarak da tanımlanabilir.
Mustafa Kutlu'yu eser eser ne demek,
kelime kelime büyüteç altına alan ve kapsamlı bir çalışmaya imza atmış
Ercan Yıldırım. Kısa tanıtımlara eleştiri muamelesi yapılan bir zaman
diliminde bir yazara böylesi bir mesai sarfedebilmiş olması, Yıldırım'ın
kestirme yollara talip olmadığının, "uzun yolu tercih ettiğinin"
nişanesi sayılabilir.
Mustafa Kutlu Hikâyeciliği hasretini
çektiğimiz eleştiri dünyasına nasıl kavuşabileceğimize ilişkin bir muştu
kitabı olarak değerlendirilebilir. O bu tavrından taviz vermediği sürece
Türk edebiyatnın hakkıyla çizilmemiş olan atlası da yeni sayfalarla,
yeni haritalarla zenginleşmeyi sürdürecek demektir.®
SUAVİ KEMAL YAZGIÇ
|