[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

 

 

Giriş Sayfası
Üst
   

ERCAN YILDIRIM

ORTADOĞU'YA EDEBİYATTAN BAKMAK

 Türk ve Arap edebiyatlarına, İslam dünyasını bir bütün olarak ele alıp yaşama ve düşünmeye katkısını hesap ederek bakmak en geçerli yol olsa gerek. Her iki edebiyat da göstermektedir ki İslam dünyasındaki ayrışma yalnız siyasal bağlamda değil, dil, düşünce ve yazınsal alandadır da. Kuşkusuz, Arap edebiyatının ulus devletlerle birlikte ortaya çıkan duyarlık ve yönsemesi siyasallığın en eskin yönlerini içerir. Arap edebiyatının Türk düşünce ve edebiyatına mesafeli durması, giderek yok farz etmesi karşılıklı hale dönüşmüştür. Bu da İmparatorluk sonrasının batılılaşma ve modernleşme çabalarının her iki tarafta da aynı yönde akmasına rağmen birbirine zıt bakış açıları geliştirmesine neden olmuştur. Türkiye'deki laiklik uygulayımının, İslâm anlayışının diğer İslâm ülkelerine örnek gösterilmesi ve her türlü etkileşimin önüne geçilmesi, farklı dünyalardan bahseder hale gelinmesine neden olmuştur.

Türkiye'de edebiyata yön veren kişilerin Batı medeniyetinin taşıyıcısı olması kadar Arap dünyasında Hristiyanlardan oluşması, seküler bir edebî üretimin, kopuşa yönelik ürünlerin ortaya çıkmasında en belirgin sebep teşkil eder. Suriye ve Mısır'dan seslerin daha güçlü çıkması, Fars edebiyatının her daim birikimini konuşturması, "tepki"ye dayalı bir duyarlığın egemen olmasını sağlamıştır. Arap edebiyatına bu bakımdan hâkim olan temel endişenin gelenekten kopma, yani Anadolu coğrafyasından sıyrılma şeklinde tebarüz ettiği, sonradan da devrimle şekillendiği göz önüne alınırsa, Türk ve Arapların iki farklı dünya biçiminde şekillenmesine yol açmıştır. Bu bakımdan ilk dönem çağdaş Arap edebiyatının İslâmi vurgudan ziyade seküler milliyetçi kanatça şekillenmesi sonraki aşamalarda bağımlı bir yapının oluşturulmasına kadar varmıştır.

Türklerin ve Arapların birbirlerinin edebiyatlarını ikincil kaynaklardan çevirilerle tanıması, uzaklığı değil ama uzaklaştırmayı içerdiği açıkça görülür. Yapılan çevirilerin yani o ülkelerdeki tanınırlık ölçütünün yerli değer yargıları ve İslâmî esasları hatırlatıcı olmasından çok, iki dünyaya da kapalı modern hususlarla örülü olması, sınırların daha kati çizilmesine yaramıştır. Bu bakımdan Arap ülkelerinin sömürüyü yakîn olarak bilmesi edebiyatlarının şekillenmesini de paralelinde getirmiştir. "Karşı" olmak, topraklarından batılı idareleri fiili olarak uzak tutma isteği, Türkiye'de idareyi elinde bulunduran zümrenin İslam'a Arap âdetleri olarak yaklaşması farklı ve birbirine ilgisiz iki edebî alanı ihata etmiştir.

Türk edebiyatına, ülkenin kendi potansiyelini kullanabilecek yetkinliği gösterme anlayışının hâkim olup silindiği zaman aralığına, Arap dünyasının İsrail tehdidiyle ilgilenmesi, ayrılığı iyice körüklemiştir. Tek Parti idaresinden sonra toprağın ruhunu yanlış kanallarda arayan Türk edebiyatına karşın Arapların edebî kamularını, zulüm, adalet, hak, cihad kavramları almıştır. Türkiye'de var olma Batılı değerleri ön safa alarak sağlanmaya çalışılırken, Arap edebiyatında savaşlar, baskılar, siyasal hareketler ve işgaller en son devrim noktasında düğümlenmiştir. Artık Türklerin yazdığı aşkla Arapların aşkı farklı düzlemlere kaymıştır.

Arap edebiyatıyla Türk edebiyatını birlikte değerlendirirken, siyasal ve düşünsel çabaları gözden ırak tutmamalıyız. İslâm dünyasında Batı medeniyetine karşı konumlanmada farklı usuller takip edilmişse, bunda İngiliz yönetim sistemine (sömürgecilik) karşı olumlu/olumsuz yargıların da payı büyüktür. Aktivist, modernist ve reformcu atakların, Arap dünyasında şekillenmesi, Anadolu'da görülen uygulamanın tamamen terk edileceğinin bir göstergesidir. Cumhuriyet'in uyguladığı kapalı sistem ve Arap milliyetçiliği iki dünya arasına çekilen setleri daha da yükseltmiştir. 

Arap dünyasında Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Nazım Hikmet son zamanlarda Sezai Karakoç ve Necip Fazıl; Türkiye'de Tevfik el Hâkim, Necip Mahfuz, Kıylani ve Cibran'ın tanınması, iki edebiyat kesimindeki yakınlaşmayı işaret etmiyor. Yakınlaşmadan kasıt okumaksa fazla çaba harcamaya lüzum yok. Aynı İlâhî kaynaktan beslenen coğrafyanın yeniden bir "dünya" oluşturması hedefleniyorsa, okumaya yeni başlanıyor demektir.

 

 

[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

Web sitesi ile ilgili soru veya sorunlar hece@hece.com.tr adresine gönderilebilir.
Telif Hakkı © 1997 Hece Basım Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır.
Son değiştirilme tarihi: 03/04/08 09:21.