|
RASİM
ÖZDENÖREN
AYAKİZLERİ
Bilmediğin
ayak izlerini sürerek bilmediğin bir yerlere gitmek –gitmek: yani bir
şeylerin ardından sürünmek. Nereye gittiğini bilmediğini düşünüyorsun.
Tadına varılmamış bir mutluluğu yaşadığını anımsıyor ve diyorsun: ben
hiç kendimi yaşamadım, yaşarken yakalamadım. Eski fotoğraflar. Oralarda
işin neydi? Arkandaki ağaç kesilmemişse eğer, kurumuştur. Bu solgun
fotoğraf kadar bile dayanıklı olabileceğin ileri sürülemiyor. Sense
şimdi ayakların dolaşarak binlerce insanın ayak izleriyle aşınmış beton
zeminde bilmediğin bir ayak izini sürmeye kalkışıyorsun. İçinde melekler.
İnsanlar yok. Ölüler yok. İzler, izlenimler, tasarımlar yok. Nereye
gidiyorsun, gideceksin: yok. Mizansen şudur: eski kütüklerden yapılı,
yangın bozması bir istasyon binası. İz bırakmadan geçip gitmiş
milyarlarca ayak.. ayaklar betonda iz bırakmaz: yalnızca şaşkın
istikametlere yürümüş lekeler kalır artlarında. Şimdi hangisini izlemek
istiyorsun? Hangi lekenin üstüne basarak bu istasyonun dışına çıkacaksın?-
(19
Temmuz 1987) |