-


-
| |
|
NECATİ MERT
İMLA ÜZERİNDEN
İKTİDAR
FARK EDİLİNCE
İlkokuldaydım.
Görüştüğümüz bir öğretmene bir ricası için pusula yazdı babam, elime
verdi, Hüseyin Abi'ye götür, dedi. Yazarken görmüştüm. Pusulaya da,
"Hüseyin Abi" diye başlamıştı. Nasıl utandım! "Ağabey" yazılması
gerektiğini bilmiyordu babam.
Babam "ı" yazmasını
da bilmiyordu. "i"yi biliyor, noktalı yapıyordu ama "ı"yı
bilmiyordu. "ı"nın üzerine solu kısacık, sağı hayli uzun afili bir
"v" çakıyordu: "?". Galiba uyarı yollu: Bu "ı"dır, "i" ile
karıştırmayın, der gibi. Ama böyle yapmasından utanmıyordum. Neden?
Sadece yaşıtları değildi böyle yapan, Mustafa Kemal'in el yazısında
da "ı"lar böyleydi.
Eğitim budur:
Gösterir. Belletir. Yap! der. Sen de gösterileni, belletileni doğru
bilir, öyle yaparsın.
Cümlenin büyük
harfle başlayacağını böyle öğrendik. Sonuna nokta konulacağını da
-aman- unutmayın sakın! Müthiş hatadır. Sonra özel adlar var,
onların da ilk harfleri büyük. Üzerlerine getirilen ekler de
kesmeyle ayrılacak. Yoksa çekerim kulağını! Bunlar gibi, daha neler,
neler...
Yıllar geçti, "ağbi"
ya da "abi" yazmaya başladım ben de. Neden? Dillerin yük
kaldırmazlığı var bir kere. Söylenmeyen sesleri yazmak bir anlamda
külfet. Bundan. Gerçi söylediğim gibi yazmıyorum her sözcüğü.
Sözgelimi "Söylüycem" değil, "Söyleyeceğim" yazıyorum. Keza "ejnebi",
"asçok", "İstambul", "açıkava" yazmadım henüz. Ama yazılabilir.
Yeter ki böyle yazmakla diyeceğiniz artı bir şey olsun.
Şairlerin çoğu büyük
harf kullanmaz. Noktalamayı da boşlamışlardır. Rasim Özdenören
öykücüdür, onun bile büyük harf ve nokta ve virgül kullanmadan
yazdığı öyküleri vardır. 50 Kuşağı öykücüleri için sözdizimini
bozmak âdeta kuraldır. Sözleri değiş tokuş ederler mesela.
Sıralanışlarını bozarlar. Özneyi atarlar. Peş peşe yüklemsiz cümle
kurarlar. Oğuz Atay'da da vardır bunlar. Neden yaparlar? Asıl insan,
bilinçaltındadır. Bilinçaltı da ancak böylesi bir dille
sergilenebilir. Böyle düşünürler.
"Mesele" adında bir
dergi çıkmakta. Sondaki "e"si terstir. "Pozitif" adlı yayınevinin de
"t"si "+"dır. Düz "mesele"nin, düz "pozitif"in anlattığından
fazlasını anlatır bunlar.
Ayşe Düzkan, hiç
büyük harf kullanmaz. Nedenini de söyler: Avrupalı muhalifler
arasında böyle bir gelenek varmış. Sürrealistlerin bildirgesi hiç
büyük harf kullanılmadan yazılmış örneğin. Kızıl Ordu Fraksiyonu
adlı Alman grup da büyük harfe karşıymış. Keza pek çok feminist
yazar da.1
İmla üzerinden
iktidar kuruluyor üzerimizde. Bunun farkına varanlar -eğer
iktidardan yana değilseler- kendi imlalarını yaratıyorlar.
Yadırganıyorlar da. Hele hanımlar, daha çok yadırganıyor. İktidarın
-yani erk'in, ki erkek'le ilgilidir- önemini varın kıyas edin. Erkek
olsun da, isterse muhalif olsun.
ayşe düzkan yazıyor:
"sevgilim altan çarıkçı, artık hanım köylülükten mi yoksa bu işe
kalpten ikna olduğundan mı bilinmez, büyük harf kullanmamaya
başladı. ikimiz de yakın zamanda kapanan yeni gündem gazetesinde
haftada bir yazıyorduk; tabii büyük harfsiz ve o bu konuda hiç tepki
almazken ben bir sürü okur mektubu aldım. yani bu konuda tek
sayılmam ama en göze batan olduğum söylenebilir."
Mesele imlayla da
kalmıyor.
Ne der doktorlar?
Sigara zararlıdır. İçmeyin. Kuralı koymuşlar, iktidarı kurmuşlar.
Halil Bahçecioğlu -ki Prof. Dr.durlar- diyor ki: "Kendime yasak
koymadığım gibi hastalarıma da hiçbir şeyi yasaklamıyorum. Sigara
benim için 'hayatın steril olmayan kısmı'. Günde 10 tane içiyorum.
Bence o kadar da sağlıklı yaşamak iyi bir şey değil." Bunu açıyor
da: "Bağışıklık sistemi diye bir şey var ve bu mikroplara karşı
savaşıyor. Bir çocuğu çok steril ortamda yetiştirirseniz en ufak bir
mikropta vücudu iflas eder. Mikroplarla savaşsın diye
bademciklerimiz, gözümüzde koruyucu mekanizma var."2
"Eve Dönüş" filminde
işkenceci polisi oynayan Civan Canova'dan oyunculuğunu eleştirmesini
istiyorlar, şunları diyor: "Bazen 'Nasıl değiştim?' diye düşünür,
mesela 15 sene önce oynadığım bir rolü kafama takarım, 'Şimdi olsa
nasıl oynardım?' diye. Eğitim fazlası üzerimizde bir kambur. Bundan
sıyrılmamın mesleki açıdan gerekli olduğunu hissettim. Sesimi
kullanma biçimim bile bir eğitim fazlalığıydı. Aşırılıklardan
arındırdım kendimi."3
Diyeceğim, her
alanda iktidar kuruluyor üzerimizde. Ama iktidarla mücadele her
alanda da mümkün. Yeter ki eğitimi kambur görülüp atılabilsin.
1 Necmiye
Alpay, "Dil Meseleleri", Radikal Kitap, 1 Haziran 2001
2 Radikal,
14 Ağustos 2007
3 Radikal
Cumartesi, 28 Ekim 2006
|
|