|
MUSTAFA OĞUZ
BİR KİTAP TANITIM YAZISI
NEDİR NE DEĞİLDİR?
Gazetelerin kültür sanat
sayfalarını yakından takip ederim yıllardır. Çok sık olmasa da kültür
sanat sayfalarında yazılarım yayınlanır. Bu sayfalarda sinemadan müziğe,
fuardan konsere geniş bir yelpazede kültür haberleri yayınlanır. Elbette
ki bu sayfaların gözdesi kitaptır. Bu yüzdendir ki şimdilerde birçok
gazete kitaba daha çok yer verdikleri için kitap eki yayımlamaya
başladı. Yeni Şafak ve Zaman da bir yıldan fazla bir süredir kitap eki
veriyor. Bu da gazetelerin kitaba verdikleri önemin somut bir göstergesi
olarak algılanmalı.
Kitaba bu kadar önem veren
gazetelerin gündemlerine aldıkları kitapları pek eleştirmediğini de
gözlemledim bu yıllar içinde. Oysa gerçekten "kötü" ve "niteliksiz"
kitaplar yayınlanıyor ve bu kitaplar da gazetelerin kültür sanat sayfası
editörlerine ulaştırılıp yayıncısı ve yazarı tarafından ele alınması
bekleniyor. Bu tür kitaplarla ilgili zehir zemberek yazılar yazılabilir,
ama açıkçası ben böyle bir duruma bu güne kadar pek tanık olmadım.
Gazetelerin kültür sanat sayfalarında ve kitap eklerinde yayınlanan
yazılar, yazın dünyasında eleştirilmeye, yetersiz bulunmaya ve
tartışılmaya başlandı son zamanlarda. Hece dergisinin 123. sayısında
Necip Tosun ve Süavi Kemal Yazgıç bu meyanda yazılar kaleme aldı.
Suavi Kemal Yazgıç, "Tanıtım
Eleştiriye Düşman" başlıklı yazısında: "Kitap tanıtım yazıları bir
sektör olmaya doğru evriliyor. Çünkü yayınevleri ve yazarlar eleştiriyi
değil tanıtımı talep ediyorlar. Kitabın isminden, arka kapak yazısından
yahut içindeki bazı temalarından yola çıkılarak kaleme alınmış;
birbirine çok benzeyen tanıtım yazıları gazeteleri, dergileri, kitap
eklerini istila ediyor. Onların istilasına paralel olarak klişeleşme,
yüzeyselleşme, sığlaşma başlıyor ister istemez..."1 diyerek olaya
yozlaşma ve sığlaşma açısından bakıyor.
Elbette bu durum da düşündürücü...
Bu sığlaşmayı ve yüzeyselleşmeyi, yazarın ve yayıncının editörlerden
neler istediğini kalkıp bir kültür sanat sayfası editörüne sormadım, ama
kendimce bir sonuca vardım. Gazetelerin kültür sanat sayfası editörleri
yazarın ve yayıncının istediklerini değil de kendi belirlediklerini
gerçekleştiriyor ve okurla kitap arasında bir köprü görevini yerine
getirmeye çalışıyor. (Bu görev esasen eleştirmenin görevidir, denir
eskiden beri.) Dolayısıyla sayfasında tanıtımını yaptığı eseri okura
okumasını öneriyor. Bunu yaparken de kendince bir nitelik süzgecinden
geçiriyor. Değinmediği, sayfasında tanıtmadığı eser için şunu söylemiş
oluyor hem kitabı gönderilen yazara hem de yayıncıya: "Ben bu kitabı
okurlarımıza önerilecek yeterlilikte bulmadım. Ya da nitelikçe iyi olsa
da kültür kapsamına girmediği için (örneğin bir sağlık veya ekonomi ya
da ders kitabı) sayfamda yer vermedim. Senden, sayfamda yer verdiğim
kitapları inceleyerek nasıl bir çizgiyi önemsediğimi anlamanı istiyorum.
Yeterli niteliğe sahip eserleri nasıl tanıtıyorsam sizin de nitelikli
eserleriniz gelirse tanıtırım."
Kitabı tanıtılmayan yayıncı ve
yazar, gazete editörlerinin verdiği bu mesajı okuyabilmelidir.
Okuyamadığı zaman ise gazetelerin kendilerine kapalı ve şartlı bir bakış
içinde olduğu yönünde yaygara yapıyorlar. Gazetelere küsüyorlar; hatta
tanıtım amaçlı gönderdikleri kitapları geri isteyenleri bile duyduğumu
ifade etmeliyim.
Gazetelerin kültür sanat sayfasında
veya kitap ekinde yayınlanan kitap tanıtım yazıları, kitabın
olumsuzluklarından hiç söz edilmiyor diye de eleştiriliyor. Bu da
düşündürücü olan bir başka durum… Gerçekten de ele alınan kitap hep
"şişiriliyor mu?"
Gerek kültür sanat sayfası gerek
kitap eki editörü gerekse kitap tanıtım metninin yazarı, olumsuzluklar
içeren eseri ele almıyor; çünkü üzerinde olumsuz sözler edeceği kitabı
okuruna önermek istemiyor. Okuruna önerecek yeterlilikte gördüğü kitap
da olumsuzlukları içermiyor. Ya da üzerinde durulacak kadar önemli
görmüyor. Tanıtım metni yazarı, ele aldığı kitabın olumlu ve güzel
yönlerini okura göstererek okurla kitap arasında bir köprü olmaya
çalışıyor. Kitabı enine boyuna eleştirmeden eleştirmenin işlevini yerine
getiriyor bir şekilde. Nitelikli bulduğu kitabı okura açıyor, okuru
eserin içine çekiyor. Eserde üzerinde durulabilecek olumsuzlukların az
olduğu durumda olumlu yönleri nazara veriyor. Yani kitabın artısını
eksisini kendi terazisinde tarttıktan sonra eksiler üzerinde değil de
artılar üzerinde duruyor. Yazar da okur da yayıncı da gazete ve
dergilerdeki tanıtım yazılarına bu açıdan bakmalı derim ben.
1 Hece Dergisi, sayı 123
s.6
|