|
"BAKÜ'YE GİDİYORUM AY BALAM"
Aslan Kavlak
Yapı Kredi Yayınları
Eğitim amaçlı bir Azerbaycan
yolculuğundan yemiş yüklü büyücek bir torbayla dönen Aslan Kavlak, Nâzım
Hikmet'le ilgili bir belgeler toplamını kitaplaştırdı. Yayınevince
"Derleme" alt başlığı yakıştırıldığını sandığımız bu malzemeyi yazar,
dikkatli bir gözle bölümlemiş; söz konusu malzemeyle uzun süre yatıp
kalktığı hemen belli oluyor. Her biri Nâzım Hikmet'in Azerbaycan'da
bıraktığı önemli izler olan belgeleri kaynaştırma paragraflarıyla
birbirine bağlayan Kavlak'ın çalışması sırf derleme boyutlarını aşan bir
görünüme sahiptir. Söz konusu malzeme sadece bölüm başlıkları altında
gruplandırılarak art arda sıralansaydı gerçek anlamda bir derlemeden söz
edilebilirdi ama Kavlak böyle yapmıyor, belge değeri taşıyan her
malzemeyi araştırmaya dayalı bir arka planla besliyor, bir tür 'şerh'
çalışması yapıyor. Bu şerhler olmasa, okuyucu kendini dikenlikleri,
çalılıkları ve gelişigüzel büyüyen ağaçları ayıklanmamış bir ormanın
içinde bulur ve elbette malzemeyi gerektiği gibi değerlendiremezdii.
Nâzım'ın ilk şiir kitabının
Azerbaycan'da eski harflerle basıldığı bilinir. Fakat Azerbaycan
basınında yer alan yazı ve şiirleri, demeçleri, faaliyetleriyle ilgili
haberler, duyurular, resimler meçhulümüzdür. Azeri cânibinden
bildiklerimiz Ekber Babayev'in hatıralara dayalı aktarımlarından
ibarettir. Oysa Kavlak'ın sunduğu malzeme, Nâzım Hikmet'in Azerbaycan
edebiyatına olan etkilerini birebir ölçme imkânı sağlıyor.
Kitap Nâzım'ın SSCB'ndeki hayatının
önemli evreleri esas alınarak bölümlenmiş. İlk bölümde 1920'li
yıllardaki, ikinci bölümde 1950'den 1963'e kadar olan dönemdeki, üçüncü
bölümde ise ölümünden sonraki birikim gerekli açıklamalar ve notlarla
birlikte sunuluyor.
"Bakü'ye Gidiyorum Ay Balam"
sayesinde Nâzım Hikmet'in Türkiye'den sonra en çok sevdiği ülke olan
Azerbaycan'a bağlılığını, gözündeki önemini, Azerbaycan Türkleri
üzerindeki bilinçli yönlendiriciliğini, SSCB'nin bu yönlendiricilikten
duyduğu endişeyi, Azerbaycan'da Nâzım'a duyulan sevgi ve saygıyı ve daha
birçok ayrıntıyı somut bir biçimde görebiliyoruz.
Aslan Kavlak'ın Azerbaycan'dan
getirdiği onlarca fotoğraf, kitap kapak ve sayfalarının tıpkıbasımları
ve Nâzım'la ilgili birçok belgenin kullanıldığı kitap, görsel malzeme
açısından oldukça zengin gözüküyor. Ne var ki Yayınevinin bu görselliği
heder ettiğini söylemeliyiz. Gereğinden fazla küçültülmüş, bilgisayar
ortamında iyice işlenmediği için kararmış resim, tıpkıbasım ve
fotoğraflar anlamlarını yitirmiş neredeyse. Aynı özensizliği en sonda
bir albüm oluşturan "Fotoğraflar" bölümünde de görüyoruz. Oysa bu
fotoğraf ve resimlerin çoğu Türkiye'de ilk kez bir araya geliyor ve
yayınlanıyor.
Hece'nin Nâzım Hikmet Özel Sayısına
kadar Türkiye'de Nâzım hakkında hep aynı şeyler, aynı üslûplarla
söylendi durdu. Elde farklı şeyler söylemeyi mümkün kılacak malzeme
kalmamıştı belki de. İşte Kavlak'ın çalışması sunduğu yeni birçok
malzemeyle durağanlaşmış bir bilgi ve çalışma alanını ikinci kez
canlandırıyor. Yazarın sadece en sonda dile getirdiği teklifler bile
Nâzım Hikmet alanını hareketlendirmeye yeter de artar bile…
Son olarak eserin kaynakçasının şu
âna kadar yapılmış Nâzım Hikmet çalışmalarında hiç kullanılmamış birçok
kitap, dergi ve gazete yazısı barındırdığını ve Nâzım Hikmet'in
Azerbaycan'daki izlerini gösteren bir bibliyografya teşkil ettiğini
vurgulayalım. Türkiye'de, mevcut sınırlarımızı aşarak yapılmış bu tür
çalışmalara sık rastlanmıyor.
YUSUF TURAN GÜNAYDIN
|