|
ŞİİR KONAKLARI
Turan Karataş
Sütun Yayınları
"Has Odalarda Ağırlanan Şiirlere
Dair Yazılar"
Turan Karataş'ın, şiirin "aram
eylediği" yerlerden derlediği ve "has odalarda" misafir ettiği
deneme-inceleme türündeki yazılar, "Şiir Konakları" ismiyle kitaplaştı1
Konu şiir/e dair yazılar/olunca
doğal olarak "fikir ve his kutbunun med-cezirleri"nden kendini
kurtaramadığını itiraf eder yazar: "Has odalarda ağırladığım şiir
konaklarının kimi muhteşem ve göz alıcıydı, onların kapısını aralayıp
büyüsüne kapıldığım; sükûnete kavuştuğum yahut huzursuzluğumun
depreştiği vakitler oldu." der. Bu "muhteşem gel-git"ten en çok nasibini
alan duygu "hüzün" olur. Çünkü hüzün hem daha kalıcı ve daha asil hem de
"bize yakışan" bir duygudur. "Melali bilen bir neslin" varisleri
sıfatıyla yazar duygularını net bir şekilde ortaya koyar: "Birçok konak
hüzünle ağırladı beni; en çok da hüzün oldu nasibim." der.
Soyut yanı her zaman ağır
basan/basması gereken şiirin2 kapalı olması gerektiği de genel kabul
gören bir husustur. Yazar "has odalarda ağırladığı" bazı şiirler için
"Gizli bölmeler sez/ebil/dim ama izah edemedim." der ve bunun sebebini
tevazu rengine boyadığı ifadeyle şöyle açıklar: "Bu durum, şiirin derin
ve özgün yapısından veya benim müktesebatımın azlığındandır." Malûmat ve
tecrübenin bir araya gelmesi olarak da tanımlayabileceğimiz "müktesebat"
kelimesinin en çok hocaya yakıştığını ifade edip bu durumun şiirin
yapısından kaynaklandığını söyleyelim. Haşim: "Büyük şiirlerin
girişleri, tunç kanatlı müstahkem şehir kapıları gibi sımsıkı
kapalıdır." der. Turan Karataş'ın "izah edemedim" demesini Haşim'in bu
"mülahazaları" çerçevesinde ele alıp değerlendirmek gerekir. Çünkü
gerçek şiirin her zaman yoruma açık bir yanı olmalıdır. Bu ise
"müphem"liği (asla muğlâklığı değil) beraberinde getirir.
Şiir Konakları'nda; şiirin güzel
sanatlarla, resimle, müzikle, sinemayla, mimariyle ve heykelle olan
ilişkisini irdeleyen/inceleyen doyurucu bir yazı karşılıyor bizi. Şiirin
ana unsurlarına (derununa demeliydik belki de) dokunan bir yazı bu… Şiir
yazan, şiire ilgi duyan herkesin dikkate alması gereken bilgilerle
yoğrulmuş bir yazı… Özellikle de şiire yeni başlayanlar için "elzem"
derecesinde şifalı besinler içeren bir değerlendirme… Bu konuda daha
önce yazılmış derli toplu bir yazının olmaması, bu incelemeyi daha da
önemli kılıyor.
"Bugünkü Türkçe Şiirde Duygu ve Ses
Yitimi" isimli yazıda, şiire dair kaybettiklerimizin hazin sonunu
görüyoruz. "Bugünkü Şiirimizin Zaafları" isimli yazıda, günümüz şiirinin
yakamozu mesabesindeki "imge" unsurunun ne denli sıkıntılı/hatarlı/tehlikeli/hatalı
bir çıkmaza girdiğini görebiliriz. Her şairi bekleyen tuzakların başında
gelen unutulma ya da şiir ağacına tutunamama tehlikesine "Dergilerde
Kalan Şiir" yazısıyla dikkat çekiyor yazar. "Şiir ve Hakikat, Şiir
Hırsızları" gibi şiire dair önemli konulara temas eden yazılardan başka
kitapta Akif İnan, Arif Ay, Hüseyin Atlansoy, Haydar Ergülen ve Mustafa
Aydoğan'ın şiirine dair değerlendirmeler de yer alıyor. Kitap, şiire
dair söz söyleyeceklerin dikkatli ve seçici olması gerektiğini
hatırlatan bir kitap tenkidiyle sona eriyor.
Turan Karataş; Şiir Vadileri'nden
sonra bu nehrin debisini yükselten Şiir Konakları'nı da okura sundu.
Şiir nehrinin yatağına akışını bütün duruluğu ve ihtişamıyla izlemek,
bazen sevindiriyor bazen de hüzünlendiriyor. Şiiri, vadilerde gezdirip
konaklarda ağırlayan bu yazıların yeni mecraını merak etmek, duyarlı her
okurun hakkı… Bu duruluğun ve seyirin okurla paylaşılmasına vesile olan
Sütun yayınları da tebriki hak ediyor.
ŞEREF YILMAZ
1 Turan Karataş, Şiir
Konakları, Sütun Yayınları, İstanbul 2007, 185 sayfa
2 Cahit Sıtkı, Ziya Osman
Saba'ya yazdığı mektupta her ne kadar "Mücerret şiirden kaçınmak
lâzımdır. Ben kendi hesabıma mücerretten müşahhasa doğru yaptığım
tekâmülden memnunum." dese de bu, poetikalar içinde istisnai tek
örnektir.
|