|
HÜSEYİNATLANSOY
KLİŞELERİ
YAKIN! ISINIRSINIZ...
Küçük çocukların sayı saymaları güzeldir. Bir türlü sıralı
ve sayı atlamadan sayamazlar. Kendiliğindendir. Kendilerine öğretilen
sayı sayma klişesini sanki bir çeşit ‘ilham’ ile güle oynaya deforme
ederler. Mutluluğu varoluşun sevimli aynasında pürüzsüz ve yansımalı/yansıtmalı
yaşıyor ve başkalarına yaşatıyorlardır. Müthiş suya benzerler.
Delikanlı kızlar ve erkekler de davranışları ve kalplerinin
atışında klişeleri güdükleştirirler. Kaosun yıpratıcı yapısını
kuşanmışlardır. Yaşantı deneyimlerinin kazandırdığı kadere dokunulan
anlar bedenlerinde ve ruhlarında rüzgar olmuş esmekte, ateş olmuş
yakmakta, toprak olmuş devinmekte, su olmuş akmaktadır.
Sonra büyürler. Sayılar artık hep sıralı sayılmalı sanılır.
Kalpler hep ritmik atmalı. Kütleşmiş ve kuntlaşmıştır her şey. (Hazır ol!
Bir huzur seslenişinin sesi değildir artık. İtaate ve boyuneğişe
davettir ‘klişe’ye). Kurulmuştur artık “sakın ha göz kaçırma kuş uçurma
ateşte yanma yağmurda ıslanma nizamiyesi” hayatta ve sanatta.
Hesaplanamayan sanatın hesapsız oluşudur. Kimi sanatçıların
sanatı bir hünere dönüştürmekten kaçınmalarıdır hesaplanamayan.
Hüner sahibi olmak isteyenler bunu iki şekilde (tabii
çoğaltılabilir bu sayı ancak iki bile birin bozulmuşudur) yaparlar. Bir:
Kendisi bozulmamak için çevredeki her şeyi bozmak. Bununla büyük başarı
ve hüner kazanırlar. Hiçbir şey söylemeyen sözlere varmak için her şeyi
söylemek gerekir kurnazlığını ve klişesini kullanırlar. İki: Kimisi ise
her şeyi yerli yerine koyabilmek için ‘kendiliğini’ bozar. Aynaların
artık yüzünü göstermediğinden habersizdir. Basit bir ‘bilgi’ den de
tabii: Sınırsız ayna göstermez.
Kimisi içinse abartı bile hakikatin ancak karikatürü
olabilecek bir hüzne karşılık gelebilir ancak. Orijinden söyler ve
sessizlikten beslenirler. Tek başına ne klişe bir bağdır ne de
deformasyon kanat! Sanatlarında ve hayatlarında ‘zulüm’den sakınırlar.
Ya, evet! Örnek isterseniz bir tane bile yeter: “Ben günah kadar beyazım
o tövbe kadar kara” Bir önceki dizeyle birlikte düşünürseniz asıl olanın
‘sanatkâr’ olduğunu diğer her şeyin ayrıntı olduğunu hissedeceksiniz.
/Yani çocukturlar, delikanlıdırlar, insandırlar ve akarlar.
Su gibi. Aziz.
|