[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

 

 

Giriş Sayfası
Üst
   

IŞIk Yanar  

Az GelİŞmİŞlİĞİn Çok YönlülüĞü

 Az gelişmiş ülkeler, gelecekle ilgili ortak bir karara varamamış ülkelerdir. Dolayısıyla her türlü gelecek tasarımına eşit mesafede dururlar. Kimi zaman monarşik bir yönetime, kimi zaman seçkinci bir iktidara, hatta şerî ya da sosyalist bir devlete diğerlerinden bir adım daha yakın olabilirler. Ama bunu bir karar olarak değerlendirmek, kararın arkasındaki iradeyi de sözkonusu etmek demektir. Çoğunlukla bu irade yerleşik yapı tarafından değil de diğer iradeler tarafından bertaraf edilir. Bütün yönler ülkenin ortak birikimi yöneldikçe ortaya, “bütün yönlere eşit mesafede kalmaya çalışan ve gelişmekte olan ülke” çıkar. Artık herkes birbirinin fikrine saygı duyar; kendi fikri, başkalarının fikirlerine saygı duymamayı gerektirse de.

Hiçbir grubun, camianın birbirini tam olarak okumadığı, anlamadığı ama derinden kavramış gibi göründüğü, diğerinin ya da diğerlerinin de onu bu eksik bilgilerden dolayı bozmadığı bir durum... En tuhafı ise bütün mücadelesinin aslında şimdi bu duruma gelmek için olduğuna kendisinden başka herkesi inandırdığını zanneden insanlar...

Yaşadığımız dönemleri farklı şekillerde adlandırırız. Bazen memnuniyetsizlikle, bazen de bu yeni dönemin yaşanmadığına kendimizi inandırarak. Benimseyenlerin ve çok çabuk uyum sağlayanların sayısı da az değildir. İçinde yaşadığımız zamanlarda buna benzer tepkilerin yükseldiği görülmektedir: Her dönemde olduğu gibi çabuk uyum sağlayanların seslerinin daha fazla çıktığını da unutmamak gerekir. Direnç, yeniliklerin neler olduğunu belirleme konusundaki sabırsızlığın gölgesinde kalmaktadır. Fakat en önemli direncin öncelikle bu parametreleri anlamaktan ve yorumlamaktan geçtiği hep gözardı edilir. Bu değişimi yaşanmamış kabul etmekle elde edilebilecek faydanın büyüklüğünü ve avantajlarını kendimize tekrar etmenin, muhalifliğin yeni yüzünü belirlemekten önemli olduğu düşünülmemelidir. Anlamak da direnç sağlayabilir; ki bu aslında edebiyatın doğasıdır; özellikle şiirin.

Yaşadığımız dönem, toplumun yapısını ve kurgusunu değiştirmek için çaba sarf eden insanların geride kaldığı, unutulduğu ve onların fikirlerinin yetersizliğinin ortaya çıktığı zamanlara denk gelmiyor. Bu fikirlerin ve çabaların başka anlamlara kaydığı, kaygıların şimdiki gerçeklerle eşleştiği, dolayısıyla bütün akıl yürütmelerin “aklandığı” döneme denk gelmektedir. Sorun savaşın sona ermesi ya da erken doğum değildir; bu dönemin kime ait olduğudur.

Seksenli ve doksanları yıllarda yoğun bir şekilde dünyayı farklı bir şekilde kavrama dönemi yaşamıştık. Bu farklılık, beraberinde elbette doğru bir şekilde kavramayı da getirmekteydi. O zamanlarda hem bu farklılık vurgusu hem de mevcut sistemin hayatı kavrayışının yanlışlığını vurgulama çabası oldukça rağbet görüyordu. Mesela, “İnsan Nedir?”, “Kadın ve Erkeğin Yapısı”, “Hayatın Gayesi”, “Modern Dünyanın Sıkıntıları”, “İnsanın Yalnızlığı ve Çaresizliği”, “Ulus-Devletin Toplumu Kucaklamaktaki Yetersizlikleri”, “Modern İnsanın Yalnızlığı”, “Batılı Toplum Düzenlerinin İflası”, “Ahlakın Yok Oluşu”, “Kadının Sömürülmesi”, “Tesettür ve Özgürlük”, “Faiz Temelli Sistemde Refah Dağılımındaki Problem ve Zekat Müesesesi”, “İslamcı Edebiyatın Kaynakları ve Tebliğ” gibi konular, iki binli yıllarla beraber, “İslamcı Feminist Söylem”, “İslam Toplumlarında Ataerkil Söylem ve Kadının Aşağılanması”, “Çalışan Kadının Miras Hakkı”, “Barış İçerisinde Bir Arada Yaşamak”, “Müslüman Demokrat”, “Laiklik Gerçekte Nedir?”, “İslamcı Edebiyat Yoktur, Edebiyat Vardır” gibi konulara doğru evrilmiştir. Ortaya yeni bir kavrayış çıkmamıştır, aksine eski kavrayış “gelişmiştir.” Böylece çok yönlülüğü temsil eden fikirler, tek bir yönde, onu destekleyerek geliştiren bir içeriğe sığınmıştır.

Azgelişmişliğin çok yönlülüğü artık ortak bir karara bağlanıyor. Bir dönemin muhalifleri, ortak paydayı kendilerinin ürettiklerini sanarak “gelişiyorlar.” Aydınlar, yazarlar, edebiyatçılar bu modern denklem içerisinde “feminist”, “postmodern”, “etnik” gibi sıfatlarla yer alıyorlar. Doğu/Batı, Kuzey/Güney, Dünya/Ahiret, İman/Küfür... gibi ayrımlar yerini tek bir çizgi üzerindeki farklı tabelalara bırakıyor. Farklılığın bu biçimleri önümüzdeki dönemde daha da derinleşerek bu çizgiyi güçlendirecek gibi görünüyor. Daha küçük düşünerek yeni dönemin hazmını kolaylaştıracaklar; örneğin eşcinsellere, azınlıklara özgürlük, doğayı korumak, sosyal adalette vakıfların etkisi... gibi. Sürecin sonunda bir farklılığın kalıp kalamayacağını hep birlikte göreceğiz.

 

[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

Web sitesi ile ilgili soru veya sorunlar hece@hece.com.tr adresine gönderilebilir.
Telif Hakkı © 1997 Hece Basım Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır.
Son değiştirilme tarihi: 03/04/08 09:21.