|
RAHMİ
KAYA
PASAPORTSUZ
KUŞLAR
- Nuri
Pakdil’e -
Bir
hücreydik çoğalamadık
Çoğalttık yalnızlığı boyuna
Evlerde
kahvelerde çarşılarda
Utangaç
bir yastı apaçık bir isyandı suskumuz
Bulvarlarda akıp biriktik sinemalarda
İnsanı
savunduk insana karşı
İnsansızlıklar içinde
Topraklarda duramadık
Şerha
şerha yarılmış topraklarda
Kentse
kustu kusturdu bizi
Günboyu
kirlendik güneşin flaşları altında
Örtünemedik geceyi
Ürettikçe yoksullaşan
Haberleştikçe ıssızlaşan bir dünyada
Bir
berzahdı geçemedik
Yengimiz
bir andı yenilgimiz boyuna
Su
sızmış bir duvar gibi çöktük
Kuru bir
ağaç gibi kaldık yaşamın kenarında
Tarihin
kıyısında galiplerin yazdığı
Gazel
gazel ıtlaf edilirken öykülerimiz
Kıvranırken içbükey cehenneminde güncelin
Bir
ekmeği bölüşecek nemiz var şurda
Bir su
kenarında
Nasıl
koyacağız başımızı ölümün
Güzelleşen koynuna
İletişim
dedikçe imgelemi
Bilişim
dedikçe belleği
Göçürten
bir dünyada
Mağrur devlet gölgeleri
Türetilmiş uluslar üstünde
Türetilmiş kıskıvrak ve tekdüze
Diplomasi dansında iktidar sahipleri
Gömerler
sahipsizleri derin güvenlik kuyularına
İnsanlık
azınlıkta
Sınırları pasaportsuz geçer kuşlar oysa
Bir
solukta
Şimdi
kuşlara bile pasaport sorarlar
Kapanmaz
yaraların açık müzesi
Ortadoğu’da
Global
dedikçe küçülen
Entegre
dedikçe bölünen bir dünyada |