[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

 

 

Giriş Sayfası
Üst
   

NECATİ MERT 

HA BİHRUZ BEY,

HA PEŞREF NARGİLE 

Şatırzade Şöhret’i hatırladınız mı? Ya Felatun Bey’i, Suphi Bey’i? Uçkuru gevşektir bunların. Meftun Bey, arsız bir alafranga. Eve erkek aldığını bilmesine rağmen boşandığı karısıyla sırf yüklü miras için yeniden evlenmeyi düşünür. İrfan Galip, konferans meraklısı. Batı hayranı. Bilim hastası. Kadınları toplasın, bildiklerini onlara anlatsın, bayılır. 

Bu müptezellerin en meşhuru, Bihruz Bey. Bu figür de Recaizade Mahmut Ekrem’in “Araba Sevdası”ndan. Bihruz Bey paşazadedir. Babasının ölümüyle yüklüce mirasa konar. Fakat saftır, alafrangalık gereği sayıp kendini gezmelere vurur, lüks faytonlarda tur atmak başlıca merakı olur. Öyle alafrangadır ki garsonlarla, berberlerle bile yerli yersiz Fransızca konuşur. Periveş’e de bu avarelikleri sırasında Çamlıca’da rastlar. Tutulur. Fakat hayalinde yücelttiği sevgilisi bir sokak yosmasıdır; Bihruz Bey’in bunu anlaması serveti tükendiğinde olur.

Bunlar “yanlış Batılılaşmış” tiplerdir. Gelenek, görenek nedir umursamazlar. Toplumsal ortalamanın üstünde uçarlar. Azın azı okumuşlukları vardır, dünyaya onunla nizâmât vermeye kalkarlar. Özetle, her bakımdan serbesttirler: Ahlaken, bedenen, fikren… Siyaseten de İttihat ve Terakki’ye yakışırlar. Nitekim, bunların sonuncusu, Ömer Seyfettin’in Efruz Bey’idir, İttihatçıdır o, hürriyet kahramanıdır.  

Bir adları da “snop” olan bu alafranga züppeler ta dünyaya geldikleri günden beri eğlendirir okuru. Muhafazakârları eğlendirdiği gibi İttihatçıların devamı olan ilericileri de eğlendirir. Oysa bu ilericiler, bu züppelerden daha Batıcıdırlar. Hem “uygarlık” anlamında hem “eziyet” anlamında daha batıcı. Şöyle ki öncekilerin Batıcılıkları gayet “soft”tur, hissîdir, hatta yazarlarınınki de öyledir; sonrakilerin ise “doludizgin”. Ekonomik. Parasal. Züppelere gülmeleriyle kendilerini dışta tutar bunlar, “Biz onlardan değiliz” demeye getirirler. Yiyen yer.   

Nedir Batıcılık? Veya modernlik? Çok mu kötü bir şeydir?

Bildiğim şu: Bir hayat tarzıdır. Siyasal, kültürel, ekonomik, sosyal ölçüleri vardır. Sözgelimi partisiz, parlamentosuz olmaz. Ama demokrasi ve insan haklarının da olması şartıyla. Kültürel ayağında başta gelen kavram, laiklik. Bunu bilim ve felsefe izler. Dikkatinizi çekerim: Din yok. Zaten modernliğin arkasında Rönesans ve Aydınlanma vardır; dinin olmaması şaşırtıcı değil. Ekonomide kapitalizmden yanadır modernlik. Sosyal ayağını da haberleşme, kentleşme ve sivil toplum oluşturur.

Bihruz Bey’ler moderndir. Daha doğrusu modernist. Ne ki kılık kıyafet modernidirler, aşna fişna modernidirler. Sığlıkları burada. Partiden, parlamentodan söz etseler; bilimden, felsefeden dem vursalar; kapitalizmi savunmak yüz ve cesaret isteyeceğinden lafı dolandırıp liberalizm, serbest piyasa, ademi merkeziyet, rekabet… deseler; bilgisayara, cep telefonuna selam çaksalar; heykeli, bulvarı, meydanı, tiyatrosu ile dört dörtlük bir kent ütopyaları olsa ciddiye alınacaklar. O kadar ki demokrasi, insan hakları ve sivil toplum eksikliğine rağmen itiraz edilmeyecektir kendilerine. Gülünmeyecektir.

İyi de bir insanı modern/Batıcı yapar mı bunlar? Evet, yapar. Bunların azı da yapar. Amma… Topraklarının insanı yapmaz.

Toprağın insanı olmak demek, yeni kültürel değerleri ve sosyal ilişkileri toprağın “tarihinden, benliğinden, belleğinden” çıkarmak/yaratmak demek. Yalnız, toprağın duyuş ve düşünüşünü simgeler halinde taşımakla karıştırılmamalı bu. Onunla alakası yok.

Çetin Altan’ın bir Peşref Nargilesi vardır. Yolda molda rastlaştınız mı acaba? Ömür adamdır. Başı kasketlidir. Ama sırtı da fraklı. Çizme giyer. Çamurlara bata çıka yürür, aldırmaz. Elleri de boş değildir. Bir elinde tenis raketi olur mutlaka, öteki elinde de tespih. Kafasında ciddi, hercai, kösnül, avare düşünce kırıntıları. Envai çeşit.

Kasketine, tespihine bakarsanız bizden biridir Peşref Nargile. Oysa frakı, raketi ile tam bir Bihruz Bey’dir. Modernizmin bütün fiyakalarını yükleyin üzerine: kravat, kadın, faiz, teşvik… Yakışır. Toplumsal “tarih, benlik ve bellek”le uyuşur mu, uyuşmaz mı diye asla düşünmez. Tesettür defilelerinden yanadır; hatta rüşvete bile gayet sıcak bakar. 

Zaman zaman, kimilerinden “devlet solcusu”, kimilerinden “devlet sağcısı” diye söz ederim. İlklere örnek, Bihruz Bey’lerdir; ikincilere de Peşref Nargile. Bihruz Bey’ler İttihat ve Terakki’cidir, Peşref Nargile Hürriyet ve İtilafçı. Bu iki parti ve ardılları öteden beri kavgalıdır. Kavgaları rol gereği olmalı. Aralarında hayli ideolojik benzerlik olduğunu söyler çünkü Tarık Zafer Tunaya. Bugün de böyledir. En önemli benzerlikleri de belediyeleri ve devleti geçim/talan aracı olarak kullanmaları bence. 

Eee, solculukları, sağcılıkları lafta mı yani? Aynen öyle. En “sivil” manada solcu veya en “düzgün” duruşta sağcı olmaya niyetleri yoktur. Zaten olmak için de kırk fırın ekmek yemeleri lazım. Bunlar mis gibi modernisttirler. Bunu da matah bir şey sanırlar.

 

[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

Web sitesi ile ilgili soru veya sorunlar hece@hece.com.tr adresine gönderilebilir.
Telif Hakkı © 1997 Hece Basım Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır.
Son değiştirilme tarihi: 03/04/08 09:21.