[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

 

 

Giriş Sayfası
Üst
   

SUAVİ KEMAL YAZGIÇ

 

TANITIM ELEŞTİRİYE DÜŞMAN

 

Kitap tanıtım yazıları bir sektör olmaya doğru evriliyor. Çünkü yayınevleri ve yazarlar eleştiriyi değil tanıtımı talep ediyorlar. Kitabın isminiden, arka kapak yazısından yahut içindeki bazı temalarından yola çıkılarak kaleme alınmış; birbirine çok benzeyen tanıtım yazıları gazeteleri, dergileri, kitap eklerini istila ediyor. Onların istilasına paralel olarak klişeleşme, yüzeyselleşme, sığlaşma başlıyor ister istemez…

Üstelik zaten az yer verilen eleştiri iyiden iyiye derkenar kalıyor bu tutum sebebiyle. Düşünsel temelleri olan sahih bir eleştiriyi kimse talep etmiyor. Eleştiri kelimesi sanki sövgü ile eşanlamlı gibi kullanılıyor maalesef. Halbuki tanıtım kelimesinin övgü ile eşanlamlı kullanılması ne kadar yanlış ise (Reklam demiyorum. O ayrı bir şey.) eleştirinin de hakaret gibi gösterilmesi o denli tehlikeli. Kritik etmekten vazgeçen, neyin ne olduğunu, ne olmadığını tartmaya, tartışmaya yanaşılmayan bir edebiyat ortamında “değer”in ne anlamı olabilir ki?

Ancak tanıtım yazıları sadece sağlıklı bir eleştiri mekanizmasına değil, yayıncılığa da hatta tanıtılan yazarlara da zarar veriyor. Çünkü bütün edebiyat bir güncelliğe hapsoluyor. Yeni çıkan kitaplardan ibaret bir faaliyete dönüşüyor edebiyat. Geçmişte yayınlanan kitaplar olmuş bitmiş, tamamlanmış ve ölmüş bir selüloz yığını gibi anlaşılıyor. Varsa yoksa güncel, popüler kitaplarda kalıyor. Klasik olan, klas olan değil tanıtılan öne çıkınca hafızasız bir faaliyete dönüşüyor edebiyat.

Kitap tanıtım yazıları elbette gereksiz, gerekçesiz metinler değil ama sağlıklı işleyen bir eleştiri mekanizmasının yedeğinde olduğu sürece anlamını koruyan bir faaliyet olabilir. eleştiri aslolmaktan ne kadar çıkar ve yerini tanıtım yazılarına bırakırsa yozlaşma o derece edebiyata hakim olur. Güncele hapsolmak ise ne yazarın ne de yayınevinin ayakta kalmasını sağlar. Tanıtım yazılarını yeterli gören bir yayınevi de yazar da namlusunu kendi geleceğine yöneltmiş demektir.

Tanıtım yazılarının bir fonsiyonu da okuru maniple etmesi. Okuru değil esasen tüketici daha doğrusu yayınlanan kitabın bir nesne olarak pazarlanacağı piyasayı inşa etmesi. Nitekim Ahmet Oktay, Mesele Dergisi’nde kendisiyle yapılan röportajda “Daha romanlar vb. piyasaya çıkmadan, haklarında önceden yazılmış ‘eleştiriler’ yayınlanıyor. Yani okurlara ‘alıcılara’ o kitapları nasıl okumaları gerektiği öğretiliyor. Açık söylemek lazım, bu düpedüz ‘ideoloji üretimi’dir: yazınsal ideoloji üretimi.” diyerek yaşadığımız vehametin boyutlarına işaret ediyor.

Tanıtım yazılarını yeterli görme ucuzculuğu ise bir zamanlar Yeşilçam’ın yaptığı ve Türkiye’de sinema sanatının “devredışı” kalmasıyla sonuçlanan ucuzculuğu hatırlatıyor ister, istemez. Yani tatlı kârın acı meyvelerini yemek zorunda kalacağımız günlerin çok da uzak olmadığını düşünüyorum.

Üstünde konuşulacak, tartışılacak ve yeni eserlere imza atılacak eleştirel bir zemin inşa edilmediği sürece edebiyatın da, yayıncılığın da atalete mahkûm olması kaçınılmaz. O zemin elbet ilelebed payidar kalmaz. Zaman içinde farklı yaklaşımlarla yepyeni açılımlara, yepyeni eleştirel zeminlere ulaşılabilir. Ancak “tanıtım” yazıları ile iktifa eden bir edebi atmosferde ne yazara ne yayıncıya ne de okura yeni ufuklar kazandırabilir…

 

[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

Web sitesi ile ilgili soru veya sorunlar hece@hece.com.tr adresine gönderilebilir.
Telif Hakkı © 1997 Hece Basım Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır.
Son değiştirilme tarihi: 03/04/08 09:21.