[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

 

 

Giriş Sayfası
Üst
   

ARİFAY

 EDEBİYATIMIZIN ADI

TÜRK EDEBİYATIDIR

 İzmir’de yayınlanan “İLE” dergisinin Eylül-Ekim 2006 sayısında, Halim Şafak’ın Ahmet Oktay ile “Günümüz Şiiri Üzerine” yaptığı söyleşiyi ilgiyle okudum. Bu söyleşinin bir yerinde, Ahmet Oktay şunları söylüyor: “...Aslında ben “İslamcı Şiir” nitelemesinin henüz tartışmalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü, Türkiye’deki tartışma ortamına baktığımızda ilkeleri kesinlikle saptanabilecek bir İslam tanımına rastlayamıyoruz. Dahası, çeşitli kişisel şiirseller arasında, daha önce söz ettiğim “geçirgenlik” ve “akışkanlık” olgularını yeterince göz önüne almıyoruz. İslam ile flört ettikleri gözlenebilen şairlerin tümüyle modernizmin içinden konuştuğu, modernizmin entelektüel ufku içinde düşündüğü söylenebilir. Modern şiirle çelişiyor ya da çekişiyor göründükleri noktalarda bile. (Arif Ay, İhsan Deniz, vb. şairleri düşünüyorum). Benim İslamcı bir şair olarak kabul edebileceğim tek kişi olan Sezai Karakoç bile, en azından düz yazılarının büyük bölümünde modernizmden kopabilmiş değildir. Ama Karakoç’un şiiri, bugünkü gövdesiyle; izlekleri, yapısı, (mesnevi düzeni), dilsel özellikleri açısından İslamcı bir doğrultuda yer alabilir. ...”

Burada öncelikle Ahmet Oktay’ın da rahatsızlık duyduğunu ifade ettiği “İslamcı Şiir” ya da “İslamcı Şair” adlandırmalarının doğru bir adlandırma ya da tanımlama olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Edebiyat, dünyanın her yerinden kullandığı dille adlandırılır. Türkçe ile yapılan bir edebiyat Türk edebiyatı, Farsça ile yapılan bir edebiyat Fars edebiyatı, Rusça ile yapılan bir edebiyat Rus edebiyatı, İngilizce ile yapılan bir edebiyat İngiliz Edebiyatıdır. Bu kadar yalın ve açık. Dolayısıyla edebiyatı adlandıran şey öncelikle dil ve o dili kullanan milletin adıdır.

Türkiye’de toplum, aidiyet değerleri yok edilerek dokunulmaz, tartışılmaz bir resmi ideolojiye hapsedildiği için “İslamcı Edebiyat” ya da “Marksist Edebiyat” gibi edebiyat dışı tanımlamalar ortaya çıkarılmıştır.

İnsanların dünya görüşleri şu dinin ya da şu ideolojinin belirlediği doğrultuda olabilir. Bu, yapılan edebiyatın düşünsel boyutuyla, daha doğrusu içeriğiyle alakalı bir konudur. Edebiyatın birebir kendisi değildir.

Bu yanlış adlandırmalar, Ahmet Oktay’da olduğu gibi değerlendirme noktasında yanlışlara da neden olmaktadır. İslam ile flört edenler olabilir ama ben de, İhsan Deniz’de birer müslümanız. Ait olduğumuz toplum ve yaptığımız iş olarak da Türk Edebiyatının birer şairiyiz. Yazdığımız şiir de Türk şiirinin bir ürünüdür. Böyle değil de “İslamcı Şair” olarak bakıldığında, Sezai Karakoç’un şiirini “mesnevi düzen” gibi bir ölçütle değerlendirme yanlışlığına düşmemiz doğaldır. Ya da her dizede, her satırda, ayet, hadis aramaya kalkarız. Bulamadığımızda da bunlar “İslamla flört ediyor, aslında modernist şairler” der geçeriz.

Aslında yapılacak şey; Türk edebiyatının yeniden tasnif edilmesi ve o doğrultuda bir edebiyat tarihinin yazılmasıdır. Yoksa “halk edebiyatı”, “divan edebiyatı” gibi yanlış bölümlemeler ya da Mehmet Fuat Köprülü’nün “dini edebiyat”, “lâdini edebiyat’ gibi Türk edebiyatının hiçbir döneminde görülmeyen bir edebiyat tanımı yanlışlığını sürdürmekten kurtulamayız.

 

.

 

[Giriş Sayfası] [Üst] [İletişim] [Satış Yerleri] [Künye] [Tüketici Hakları] [Satış Sözleşmesi] [Gizlilik ve Güvenlik Politikası] [Üst Sayfa 1]

Web sitesi ile ilgili soru veya sorunlar hece@hece.com.tr adresine gönderilebilir.
Telif Hakkı © 1997 Hece Basım Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır.
Son değiştirilme tarihi: 03/04/08 09:20.