-


-
| |
ÂTIF BEDİR
YARALI NEHİRLER
Gökten su gibi
bir aşk iner
süzülür
toprağın koynuna
bir ses çağılar
bir incir
çatlar
damarda çağılar
kan
toprak çatlar,
kaya çatlar
çatlar nar,
akar nehir
gelir dayanır
kapısına şehrin
İçinden nehir
geçen şehirlere
gelir kokusu
iğde ağaçlarının
biraz ıhlamur,
biraz güldür
içinden aşk
geçen şehirlere
masum bir ad
verir
duru ve
alabildiğine mavi
Bir gün şehir
yaralandığında
nehir de
yaralanır
kapılır kan
sularına kızıl bir gül
ilk kez duyar
gibi oluruz adını
ilk kez
susadığımızı anlarız
ama
susuzluğumuzu kandırmaz
ancak acı verir
bize
ancak olur
yaraya tuz
Böyle çok
şehirler öğrendik
ortasından hep
nehirler geçerdi
düşünmezdik
neden
ama artık
sormuyoruz
şehirlerin
ruhunu temizler nehirler
ağıtını yakar,
yasını tutar
sonra alır
koynuna avutur
asıl sahibine
teslim eder
Böyle çok
nehirler öğrendik
kederimizle
aktılar yanı başımızdan
başımızı
yasladık omuzlarına
dicle’nin,
fırat’ın, neretva’nın
okşadılar
saçlarımızı
sildiler göz
yaşlarımızı
Berrak
aktıkları nadir zamanlarda
şavkı vurdu
sularına
fuzûlî’nin,
mevlânâ’nın, arabî’nin
mesnevi gibi
çağıladılar
divan gibi
coştular
yunus gibi
durgun aktılar bazen
şavkı vurdu
sularına
bağdat’ın,
mostar’ın, sarayova’nın
Biz unutsak da
nehirler asla
unutmaz
unutturmaz
durulsa da
suları
şavk olsa da
bir mesneviye
yaralarımıza
merhem
susuzluğumuza
çare
nehirler asla
unutmaz
Biz de seni
unutmayacağız ey şehir
alıp götürse de
sırlarını
nöbetini
bekleyen bir nehir
unutmayacağız
seni de
unutmadığımız
gibi kudüs’ü, kurtuba’yı
unutmadığımız
gibi bağdat’ı, sarayova’yı
unutmadığımız
gibi çanakkale’yi, mostar’ı
unutmayacağız
seni de ey şehir
|