-


-
| |
|
|
ARİF AY
BAĞDAT’A DÖNEN ŞİİRLER
Buhara Konuşuyor
"Çok yaşa Buhara! mutluluk seninle olsun!
Emirimiz coşkuyla sana doğru koşar
Ay hükümdardır, Buhara ise gökyüzü;
Ey gökyüzü, yavaş yavaş ay seni aydınlatacaktır."
Rudeki
Ben Buhara
İslam’ın kubbesi
Güm güm vuruyor
Dağın içindeki kalp
Yaşlı bağrımın içindeki kalp
Ha yarıldı ha yarılacak
Hâlâ uğuldar durur kulağımda
Akınların rüzgârına karışan nal sesi
Çekik gözlü cengaver atlarımı
Batı’ya salalı asırlar oldu
Yılkıya mı kaldı
Yoksa yıkıldı mı o atlar
Dönmedi onlar
Dönmedi oğullarım
Dönmediler bir daha
Bomboş kaldı şu uçsuz bucaksız hara
Ve ben yaslı Buhara
Doğunun Çin’i
Batının cini
Unutturdu beni onlara
Ben ki hasretten bir dağım
Ipıssız kaldı otağım
Bağdat, Şam, Mekke, Medine
Kudüs, İstanbul, Endülüs
Hani her biriniz yıldız yıldız
Göğümü süslerdiniz
Fersiz gözlerim sizi arar
Ne oldunuz
Kurudu mu Amuderya
Kurudu mu Sırderya
Gözyaşım ki o kadim nehir
Kavruldu döndü buhara
Derin kuyulara mı çekildi âb-ı hayat
Kupkuru çıkıyor
Binbir zahmetle çektiğim bakraç
Sen Bağdat ben Buhara
Nasıl da benzeriz birbirimize ah
Kırmızı zambakların
Bademlerin kokusu
Gider gelirdi aramızda
Şimdi kan kokusu her taraf
Ne oldu kubbelerime konup kalkan
Hadis kuşlarına
Nerde çarşılarımı dolduran
Beyaz sarıklı tüccarlar
Dünya yüklü, ahiret yüklü kervanlar
Nerde şimdi ilim madenimden
Hikmetler derleyen tilmizler
Bilinmezler bilinmezler
Ruhum kar altında toprak gibi
Çıkmayı bekler bahara
Ben ki kadim Buhara
|
|