-


-
| |
-
- DOSYA
-
YÜZÜNCÜ HECE
-
-
- NURULLAH ÇETİN
- HECE'YE DAİR MUHASEBE
-
- Dergiler, edebiyatın, sanatın, düşüncenin oluşum
ve aktarım mekânları olagelmiştir. Yeni
yazarların, sanatçı ve edebiyatçıların
yetişmesinde olduğu kadar, büyük değerlerin
toplumla buluşmasında da büyük bir işleve
sahiptirler. Dergi, yeni zamanlara özgü bir
oluşum. Bu da çağın getirdiği bir zaruret. Eski
zamanlar, daha çok bireysel çıkışların ve
kahramanlıkların çağıydı. Bireysel
kahramanlıkların hâkim ve belirleyici olduğu
eski çağlarda ferden ferdâ çıkmak önemsenen bir
şeydi. Modern çağlarda ise uzmanlaşma, ekip
ruhu, toplu hareket, ortaklaşa ve imece yapılan
işler daha çok anlam kazanmaya başladı. Bu
bakımdan aynı amaç etrafında bir araya gelen
insanlar, kabiliyet, emek, servet ve
heyecanlarını birleştirerek ahenkli bir yürüyüşe
çıkıyorlar. Edebiyat dergilerini bu bağlam
içinde değerlendirmek gerekir. Eskiden Osmanlı
döneminde encümen-i şuarâlar olurdu.
Edebiyatçılar, belli zamanlarla belli mekânlarda
bir araya gelirler, en yeni ürünlerini
birbirlerine okuyup tartışırlar ve böylece
sözlü, canlı, gerçek bir edebiyat topluluğu
hareketi ortaya koyarlardı. Tanzimat?tan sonra
ise bu bir araya gelmeler, sözlü ve fiilî olarak
yine devam etse de bunu ayrıca yazılı bir yapıya
kavuşturma ihtiyacı da doğdu. Dergi dediğimiz
oluşum, böylece başladı. Derginin asıl karşılığı
"mecmua" dır. Mecmua, cem' edilen, bir araya
getirilen, toplanan, derlenip toparlanan ürünler
mekânı demek. Yani ürünler toplamı.
- Dergiler kimi zaman köklü, sahih, büyük edebî
akımlara yataklık ederler, kimi zaman bir
kişinin şahsî ihtiraslarını tatmin için bir
vasıta konumunda kalır, kimi zaman bir arkadaş
topluluğunun oyalanma vesilesi olur, kimi zaman
da gerçekten bir ihtiyacı gidermek için
oluşturulmuş bir kurum olur. Her ne amaçla
olursa olsun dergi, Türk kültür, sanat ve
düşünce hayatında artık bugün için vazgeçilmez
bir kurumdur. Şifahî kültürün, bizzat bir araya
gelmelerin oldukça azaldığı; hatta yok olduğu bu
zamanda kültür, sanat ve düşünce dolaşımının
sağlanmasında en pratik araçlardan biri
olmuştur. Bu bakımdan dergiler olmadan Türk
milleti, birbiriyle kalıcı değer aktarımında
eksik kalır. Gazeteler, günlük ve geçici olaylar
üzerine kurulan bir iletişim aracıyken dergiler,
daha kalıcı, daha genel ve evrensel değer,
bilgi, duygu ve yaklaşımların sergi aracı
konumundadır. Bütün bu özellikler bakımından
Türk dergiciliği oldukça ileri bir düzeydedir.
Hele edebiyat dergiciliği çok çok ilerdedir.
Bugün Avrupa ülkelerinde Türkiye'de olduğu kadar
canlı, renkli ve zengin muhtevalı edebiyat
dergiciliği yoktur.
- Türk edebiyat dergiciliğinin yüz aklarından biri
de Hece Dergisi ve ona bağlı olan Hece Öykü
dergisi ve Hece Yayınlarıdır. Hece dergisinin
diğer dergilerden ayrılan bir yanı var. Hece
dergisine kadar ve belki de hâlâ öyle; dergiler,
düşünce ve ideoloji farklılığına göre
birbirinden ayrışmış, bağımsız adacıklar
hüviyetindeydi. Sağcı, solcu, milliyetçi,
İslâmcı diye ayrılan dergiler, münhasıran kendi
düşüncesindeki insanların ürünlerine yer verir,
ötekini görmezden gelir ve yok sayardı. Bu
durumun hem olumlu hem de olumsuz yanları var.
Olumlu yanı, eğilimlerin kendilerine özgü bir
çizgi tutturmaları ve o çizgide kendi
varlıklarını belirgin kılmaları. Okuyucunun da o
dergide hangi anlayışın sergilendiğini bilerek
tavır almasıydı. Görüş ve bakış açısı zenginliği
sağlamak kaydıyla ve Türk milletinin millî
bütünlüğüne zarar vermemesi, sosyal çatışmalara
ve kavgalara yol açmaması kaydıyla bu tür bir
çeşitlilik faydalıdır da. Ancak zaman zaman
dergiler, ideolojik kamplaşmaların ve çatışma
cephelerinin karargâhı durumunda olmuş, bu da
büyük yıkımlara sebebiyet vermiştir.
- Hece dergisi ise, şimdiye kadarki sayıları genel
olarak gözden geçirilecek olursa geleneksel
dergicilik anlayışında köklü bir kırılmanın ve
değişimin mekânı olmuştur. Hece'nin farkı,
bünyesinde iyi niyetli sağcı, solcu, milliyetçi,
İslâmcı gibi birbirinden farklı düşüncedeki
yazarlara yer vermesidir. Türk milleti ve
Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanı olmamak
kaydıyla böyle bir açılım, olumlu bir gelişme ve
zenginliktir. Bu tutumun sürmesini diliyorum.
Yoksa millet ve devlet hainlerinin ve millî
bilinçten yoksun olanların şiirinden de,
hikâyesinden de, yazısından da hayır gelmez.
- Bugüne kadarki ürünleriyle Hece dergisi yerli
bir duruşun dergisi olmayı başarmıştır. Bu
topraklara, bu milletin ruh köküne bağlı, iyi
niyetli, kendi kendini inkâr etmeyen, kendini
aşağılamayan ve aşağılanmasına da izin vermeyen,
Türk ve Müslüman olmaktan hiçbir zaman
utanmamış, kendileri için ırkçılığın her
türlüsünü demokrasi, insan hakları bilmem ne
kılıfı altında yapan, Türkiye'nin gündemi sadece
kendi ırkları imiş gibi davranan etnik
ırkçıların Türk düşmanlığı propagandalarına
kanmamış, asil duruşlu gerçek münevverlerin
varlığı, dergi için her zaman bir güvence
olacaktır.
- Hece dergisinin en büyük hizmetlerinden birisi,
yayınladığı özel sayılarla Türk düşünce ve
edebiyat birikimini derleyip toparlamak,
süzgeçten geçirmek, yeni atılımlar için bir
kalkış noktası oluşturmak, hafızamızı yenilemek,
Türk kültür, sanat ve edebiyat silsilesinin
devamını sağlamak, zinciri koparmamak olmuştur.
- Hece dergisinin sözünü ettiğim genel
özelliklerini bundan sonra da devam ettirmesi
dileğiyle.
-
-
-
BERFE
-
-
HECE DERGİSİ'NİN 100. SAYISI
-
-
Dergiler akımların, hareketlerin (Mavi, Yaprak
Pazar Postası, A, Değişim, Büyük Doğu, Diriliş,
Edebiyat, Kadro, Gercek) sakaları, imdat-ı
sıhhıyesi olmuştur. Dünyanın hiçbir yerinde
dergisiz bir edebiyat yoktur herhalde.
-
HECE, dergileriyle, özel sayılarıyla
dosyalarıyla, yayınlarıyla edebiyatımızda
kendine özgü bir yer edindi. Okuyor ve
çevremdekilere de okutuyorum. Hem de gururla.
Böyle değerbilir bir kadro, bir ekip bu zamanda
zor bulunur.
-
Yaşarsak 200. sayısını göreceğime inanıyorum.
-
-
-
HÜSEYİN ATLANSOY
-
-
"SÜRESİZ EVRENSEL"
-
-
Dergi, derlemekten geliyor. Bugün 'dergi'
denilince gerçekten de derlenilmiş -iyi ya da
kötü- ürünlerin toplamını anlıyoruz. Dergi
sözcüğü bir "toplanmışlığı" işaret ediyor
denilebilir. Günümüz edebiyat dergiciliği bu
anlamda derli, toplu oluşu da gösteriyor. Peki
başka?
-
Cemil Meriç'in "hün tefekkünün' kalesi" olarak
tanımladığı bir dergi ya da düşünce, edebiyat
ortamından bahsetmek ise... içinde güçlükleri
barındırıyor denilebilir. Geçmişin edebiyat,
düşünce dergileri (belki "mecmua" demek daha
uygun olabilir) edebiyat ürünlerinin yanı sıra
tarihten iktisat'a, mimariden musikîye kadar
çeşitli alanlarla ilgili yazılarla bir
"bütünlüğü" kolluyorlardı. Bence bu hem bir
iddia sahibi olmanın hem de bir özgüven'in
işareti olarak görünebilir. Hece dergisi de bu
düşünce yapısı içinde değerlendirilebilir. Ancak
bir takım noksanlıkları da bünyesinde
barındırıyor denilebilir.
-
Yirminci yüzyıl bir "dergiler çağı" idi. Bir
anlamda bu çağın kritik bir eşiğe gelip
dayandığı söylenebilir. Ayrıca uzmanlık
alanlarına ya da daraltılmış ilgi'lere yönelik
dergicilik anlayışının eğemenliğinden de söz
edebiliriz. Her şeyi kapsamaya yönelik bir çaba
içinde belirli bir duruşu işaretleyen "dergileri
oluşturmak ise günümüz içinde "zor" görünmüyor.
-
Bu zorluğu dergiler aynı ad altında ürün
dergileri çıkararak aşmağa çalışıyorlar.
Başarılı da oluyorlar denilebilir. Dergilerin
sürekliliği ve bu süreklilik içinde canlılık ve
diriliklerini de koruma ve kollamaları önemli,
çünkü yaşarken "fosilleşmiş" birçok dergi
biliyoruz.
-
Hece dergisinin; inanç, düşünce, medeniyet ve
siyaset tasavvuruna sahip bir anlayışın dinamik
ve devingen bir süreği olduğunu
düşünüyorum.Yüzüncü sayısı hayırlı olsun. Mâlum;
biz de "yüz" sahibi olmak önemlidir. Yine de
gönlüm "doksandokuzuncu sayı'yı özel görmek
isterdi. Ya da kırk!
-
Her ne kadar "yayın türü" karşısında "Yerel
süreli" ibaresi bulunsa da Hece'nin sürekli,
süresiz evrensel olmasını diliyorum.
-
Selam ediyorum.
|
-
|